Sefa Kaplan: Gözleri Görmeyen İki Adam (Değerlendirme Yazısı)

Gözleri Görmeyen İki Adam / Cemil Meriç ve Jorge Luis Borges…

Sefa Kaplan, bir roman tadında kurguladığı eserinde düşünce ve edebiyat dünyasının iki ayrı büyük yazarı olan Cemil Meriç ile Arjantinli yazar Jorge Luis Borges’i mektup arkadaşlarına dönüştürür.  Gözleri Görmeyen İki Adam adlı eserinde anlatıcı yazar, kurgu gereği, Jorge Luis Borges Vakfı’na söz konusu ikilinin mektuplarını almaya gider.  Sefa Kaplan bu vesileyle Borges hakkında edindiği çeşitli bilgi ve izlenimleri de paylaşır.

Cemil Meriç

Cemil Meriç (1916-1987) Türk düşünce tarihinin önde gelen temsilcilerindendir. Bir Dünyanın Eşiğinde, Kırk Ambar 1-2, Bu Ülke, Umrandan Uygarlığa, Mağaradakiler, Jurnal 1-2, Işık Doğudan Gelir gibi sosyoloji, tarih, dil, edebiyat, felsefe gibi birçok alanı ilgilendiren araştırma, düşünce eserleri kaleme almış, Fransızca eserlerden çeviriler yapmıştır. Arjantinli, öykü ve deneme yazarı, şair Jorge Luis Borges (1899-1986)  ise Alçaklığın Evrensel Tarihi, Alef, Babil Kitaplığı gibi ünlü öykü kitaplarının yazarıdır. Kurgu gereği ilk mektup, 27 Mart 1982 tarihinde Borges tarafından kendi gibi görme yeteneğini kaybetmiş başka yazarları bulmak, onlarla sohbet etmek maksadıyla Cemil Meriç’e yazılır. Cemil Meriç de hayretle karşıladığı mektuba cevap verir.

Son mektup 7 Haziran 1984’te Borges tarafından yazılır, ancak Meriç’in eline geçmez. Böylelikle mektuplar 1984’ün ortalarında son bulur. Mektuplarda iki yazarın kendileri hakkında samimi bir diyalog havasında bilgi vermeleri, eseri akıcı ve sürükleyici kılmaktadır. Sefa Kaplan, eserinde birer kurgu kişisine dönüştürdüğü yazarların, edebiyat, duygu ve düşünce dünyaları, ortak ve farklı özellikleri üzerinde durur. Öncelikle iki yazar da şiirle edebiyat ve yazı dünyasına adım atmışlardır. Borges birçok eserini verdikten sonra 55 yaşında görme yeteneği genetik sebeplerle kaybeder. Cemil Meriç ise henüz hiçbir eserini yazmadığı 38 yaşında giderek görme yeteneğini kaybeder. Ölüm tarihleri de birbirlerine ay ve yıl olarak çok yakındır. Borges 14 Haziran 1986’da,  ondan bir yıl sonra, Cemil Meriç 13 Haziran 1987’de dünyamızdan ayrılırlar.

Jorge Luis Borges

Borges ile Cemil Meriç’in Kesişen ve Ayrışan Tarafları

İki büyük yazar arasında ilginç farklılıklar da dikkat çeker. Örneğin, Borges bir batılı olarak doğu kültürüne Cemil Meriç’ten daha yakındır. Cemil Meriç ise kendini etrafına daha çok öfkeli, isyankâr ve kızgın biri olarak yansıtır. Görememe durumunu kabullenmekte zorlanır. Borges, durumunu doğulu bir mümin gibi tevekkülle karşılar, siyaseti ve futbolu bilmez, o yüzden hep pot kırar, yanlış anlaşılır.

Siyasi konulardaki cehaleti insanların kendisinden uzaklaşmasına yol açar. Çoğu zaman bu yönüyle devletini, kendisini ve sevenlerini zor durumda bırakır. Hayatının uzun yıllarını bekâr geçirir. Ömrünün son zamanlarında kısa süreli evlilikler yapar. Cemil Meriç ise eşine âşık olmadan evlenir. Görme yeteneğini yitirdikten sonra kızı Ümit Meriç, kendisinin okuma ve yazma faaliyetlerine yardım eder.  Ailenin diğer fertleri de Meriç’in mektuplarını, eserlerini yazma konusunda yardımcı olur. Cemil Meriç, tıpkı büyük sanatçı Ahmet Hamdi Tanpınar gibi ne solcu ne de sağcı olduğunu ifade etmesine rağmen iki kesim tarafından da dışlanır. Önce Marksizm, sonra sosyoloji alanlarında çalışır. Gözleri görmediği halde dört yıl Ganj nehri civarında Hint kültürünü araştırır. Borges de Hint kültürüne ilgi duyar. Eserlerinde hem Hint kültürünün hem de İslam’ın etkileri dikkat çeker.

Borges, ileri yaşlarına kadar ihtiyaçlarının karşılanmasında,  edebî çalışmalarında ve yolculuklarında annesinden büyük destek görür. Cemil Meriç ise, gençliğinde maddî sıkıntılar yaşar, kısa süreli hapse girer, zor dönemler geçirir. Bazı eserlerinde çelişkili düşünceleri dikkat çeker. Kaplan’ın, eserinde yer yer eleştiri ya da ironi kabul edilebilecek sözlere de yer verdiği dikkat çeker. Meriç’in Doğu-Batı meselesi hakkında kendisini anlamayanlara, bazen onların duymak istedikleri sözleri söylediği iddiası bunlardan biri olarak örnek gösterilebilir.  Borges, Türklerin doğu-Batı meselesine karşılık Arjantinlilerin İspanyolları hiç sevmediklerini, bu nedenle bir İspanya meselesine sahip olduklarını dile getirir.

Meriç, görme yeteneğini kaybettikten sonra şöhrete kavuşur. Bazı yayınevleri Meriç’in kitaplarına sansür uygular. Borges, sevmediği Arjantin’den uzak kalmak için kendisine gelen bütün şehirler ve ülkeler arası davetleri kabul eder. Bu vesileyle ileri yaşına ve özel durumuna rağmen vaktini iyi değerlendirdiğini düşünerek hayattan zevk alır. Benzerliklerine ve yeteneklerine rağmen bugün Borges dünya çapında bir yazar iken Cemil Meriç, eserleri başka dillere çevrilmediği için ülkemiz sınırlarında okunan, saygı duyulan bir yazar olarak kalır.

 

Şunlarda Hoşunuza Gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir