Simyacı Kitap Özeti, İncelemesi, Karakter Analizi

Sayfamızda ilk basımı 1988 yılında çıkan Simyacı Kitabı Özeti Kısa, Simyacı Kitap İncelemesi, Simyacı Karakter Analizi, Simyacı Eser İncelemesi, Simyacı Kitabı Ana Fikri ve Simyacı Kitap Yorumları Yer Almaktadır.  İşte Simyacı Kitap Özeti, İncelemesi…

Simyacı Kitap Özeti İncelemesi

Simyacı Kitap Özeti İncelemesi

Simyacı ülkemizde en çok okunan popüler romanlardan birisidir. Genel kültür yarışmalarında adını sıkça duyduğumuz bu eser unutulmayan ölümsüz eserler arasına girmeyi başarmıştır.


İlginizi Çekebilir…Simyacı Kitabından En Güzel Sözler için TIKLAYINIZ.


Simyacı Kitap Özeti

İspanya’dan kalkıp, mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun mistik ve felsefi yaşamını konu alır. Kitap; hayallerinin peşinden giderek mistizm’in dünyasına giren Santiago’nun yaşam dünyasından kesitler sunar.

Romanın kahramanı Santiago’nun anne ve babası rahip olması için onu papaz okuluna göndermiştir. On altı yaşına geldiğinde rahip olmak istemediğini, okuldan ayrılmayı ve gezginci olmak istediğini babasına söyler. Bunun üzerine babası da oğluna içinde üç adet altın İspanyol parası olan bir kese vererek oğluna “git, kendine bir sürü al ve en iyi şatonun bizim şatomuz ve en güzel kadınların bizim kadınlarımız olduğunu öğreninceye kadar dünyayı dolaş” der ve oğlunu kutsar. Önce, babasının vermiş olduğu parayla bir koyun sürüsü alır ve yaşamının büyük düşünü gerçekleştirmeye başlar; artık geziyordur.

Akşam yattığında uykusunda gördüğü rüyaların da etkisinde kalarak; gördüğü bir düşün gerçekleşme olasılığının yaşamını ilginçleştireceğini düşünür ve o şekilde hareket eder. Romanın ana konusunu teşkil eden Mısır Piramitleri’ne gitmesi ve orada hazine bulacağı ona rüyasında söylenir. Romanın kahramanı, rüyasını gerçekleştirmek için önce bir falcı kadına rüyasını anlatır. Falcı kadın Salem kralı olarak tanıtan yaşlı adamla konuşur, kendi amaçlarını anlatır. Yaşlı adam, hayatın gizemleri hakkındaki bilgiye karşılık Santiago’dan sürüsünün onda birini vermesini ister. Yaşlı adam, Santiago’ya biri beyaz diğeri siyah olmak üzere iki adet gizemli taş verir ve siyah olanı “evet”, beyaz olanı “hayır” anlamını taşıyan bu taşları “zora düştüğün zamanlarda kullanırsın ancak kendi kararını kendin vermeye çalış” der.

Mısır’a gitmek için önce koyun sürüsünü satar ve parasını cebine koyarak yola çıkar. Arap çocuğu ile tanışır, beraber pazara giderler. Fakat Arap paralarla birlikte kaçarak Santiago’yu bu şehirde parasız pulsuz bırakır. Bunun üzerine Santiago para kazanmak için bir billuriyeci dükkanında çalışmaya başlar. 6 ay kadar burada çalıştıktan sonra Santiago yeterli parayı kazanarak tekrar yola koyulur. Yolda bir İngiliz’le karşılaşır. Yolda karşılaştıkları güçlüklerde kendi kişisel menkıbelerini aramak üzere yola çıktıklarını söylerler.

Santiago, yüreğinin söylediklerini dikkatle dinleyerek çölde ilerlemesine devam eder. Karşılaştıkları güçlükler karşısında hep kendi kişisel menkıbesine güvenir ve sonunda kumullar tepesine ulaşır. Piramitler, bütün görkemiyle karşısında yükseliyordur. “Gerçekte kendi kişisel menkıbesini yaşayan kimseye karşı hayat cömerttir” diye düşünür. Sabah uyandığında gerçekten bulunduğu yeri kazmış ve içi mücevher dolu bir sandık bularak rüyasında gördüğü ve Mısır’a piramitlere kadar gidip bulmayı arzuladığı hazineye kavuşmuştur. 

Simyacı Kitap İncelemesi

Simyacı özellikle son yıllarda fazlasıyla okunan, üstünde konuşulan ve okuyanların büyük çoğunluğunun beğenisini kazanan bir kitap. Çağımızın önemli ve görece verimli yazarlarından biri olan Paulo Coelho’nun da en sevilen kitabı. Peki dillerden düşmeyen ve çok beğenilen bu kitabın konusu ne? İspanyol bir çoban olan Santiago’nun bir dileği vardır; Santiago, yaşadığı yerdeki diğer çobanların yaptığı gibi o bölgeye hapsolmak yerine dünyayı keşfetmek, dolaşmak ister. Bu isteğin temel sebebi ise gördüğü bir rüyadır. Bu rüyayı iki kez üst üste gören genç çobanımız rüyayı görme sebebinin altında Mısır piramitlerinin yanında bulacağı hazine olduğunu öğrendiğinde Afrika’ya doğru yola çıkar ve yolculuk başlar.

İçinde az da olsa olağanüstü öğeler de barındıran Simyacı’da bu tür öğeler çeşitli felsefi unsurlarla harmanlanarak aktarılıyor. Kitaptan çıkarılabilecek bir dolu ders, kulak verip kendi hayatlarımızda da uygulamaya çalışabileceğimiz birçok nasihat var. “Bir şey istediğin zaman, bütün Evren arzunun gerçekleşmesi için iş birliği yapar.” Kitabın henüz başlarında yer alan bu cümle belki de bu kitabın minik bir özeti. Santiago hazine bulmak amacıyla çıktığı yolda çeşitli kişilerle karşılaşıyor. Kral Melkisedek, Billuriyeci, İngiliz ve en son Simyacı. Yukarda yer verdiğim alıntı Kral Melkisedek’in ağzından çıksa da Santiago’nun sonrasında tanıştığı kişilerle gerçekleştirdiği diyaloglar ve yaşananlar bu cümleyi destekler nitelikte.

Melkisedek’le tanıştığında zor durumda olan Santiago bu tanışıklıktan sonra amacına daha bir şevkle sarılıyor. Önemli karakterlerden bir diğeri de Santiago’nun para kazanmak için yanında çalıştığı Billuriyeci. Bu kısımdaki belki de en dikkat çeken noktalardan biri Billuriyeci’nin Müslüman olması, Santiago ise Hıristiyan. Buna rağmen (aslında burada rağmen olacak bir bu olmayabilir) aralarında gayet iyi bir ilişki var. Billuriyeci hacca gitme hayaliyle yaşayan, aslında bunun için fırsat da bulan ancak, kendisini bu hayalin ayakta tuttuğunu söyleyen ve bu hayalini gerçekleştirirse ne duruma geleceğinden endişe duyan biri. İşleri kötü giden ancak bunun için hiçbir çaba sarf etmeyen Billuriyeci’nin işleri Santiago ile tanışmasının ardından iyiye gitmeye başlıyor, çünkü çeşitli tabular yıkılıyor.

Yani yazarımız burada diyor ki: “Şikâyet etmeyi bırakın, kötü giden şeyleri iyileştirmek için çaba sarf edin. Bir şeyler başarabilmek için sizin gayretinizden daha önemli olabilecek hiçbir şey yok.” Tanıştığı kişilerle yaptığı konuşmalar, ardından meydana gelenler Santiago’yu yeni bir amaca sürüklüyor. Kendi “kişisel menkıbesini bulmak”. Bu noktada, amacına ulaşmak için sadece kitap okuyan İngiliz karakter giriyor devreye. Santiago ise bu kişinin aksine amacına ulaşma yolunda kitap da okuyor, gözlem de yapıyor, çevresindekilerle fikir alışverişinde de bulunuyor.

Tüm karakterler okura istediği şeye ulaşması yolunda yoluna taşlar çıksa da bunları kendi istekleri, çabası ve Evren’in de iş birliği ile aşıp amacına ulaşabileceğini iletiyor. Hedeflerinden sapmaması ve bu yolda ilerlemesi gerektiğini aktarıyor. Simyacı birçok harika cümleyle dolu bir kitap. Altı çizilebilecek ve hayran hayran okunabilecek onlarca cümle, paragraf var. Kitapta geçen bir hikâye ve kalbin istekleri ile ilgili bir yazı var ki sırf bu bölümler için bile Simyacı övgüyü fazlasıyla hak ediyor. Simyacı’yı henüz okumadıysanız bence kesinlikle okumalısınız.

Son olarak, “Gerçekten gönülden istediğiniz ve ona ulaşmak için simyacı kitap özeti, incelemesi. çabaladığınız bir şeye evrenin de yardımıyla er geç ulaşacaksınız, yeter ki işaretleri takip etmeyi bilin.” Damla Köseoğlu

Simyacı Kitabının Ana Fikri

Hayattaki mutluluğumuz bazen bize uzak gibi görünse de çok yakınımızda olabilir. Bunu geç de olsa anlamak bize hayatın tadına varmamızı sağlayacaktır.

Simyacı Kitabı Karakter Analizi

Santiago: Endülüslü bir çoban kitabın baş kahramanı, dünyayı gezmek ve keşfetmek isteyen gezgin ya da sufi de diyebiliriz.

Fatima: Santiago’nun çölde karşılaşıp âşık olduğu daha sonra evlendiği kız

Bilge Kral: Santiago’ya Endülüs’teyken yol gösterir, onun hayallerinin peşinden koşmasına yardımcı olur.

Çingene Falcı: Santiago’nun rüyasını yorumlayan Mısıra gitmesini söyleyen kişi

Simyacı: Santiago’ya yol gösteren bilge bir kişidir. Mısır’da onu yalnız bırakmamıştır.

İngiliz: Kitap okumayı çok seven, akıllı ve macera seven bir gezgin.

Billuriyeci: Santiago’nun Afrika’nın liman şehrinde tanıştığı çocuğa altınlarını kaptırdıktan sonra çalışmaya başladığı dükkânın sahibi.

Simyacı Hakkında Yorumları

****

Hayatın sürekli devam ettiğini, kendini tanımanın ve “kişisel menkıbe”nin önemini, yolculukların, gelişimin ve güzelliklerin önemini ben de biliyorum fakat bu bir romana yoğrulunca bende bir kişisel gelişim kitabıymışçasına algı bırakıyor sanki.

****

“Santiago” karakteri ile başaralı bir karakter yaratmayı başarmış yazar. İster istemez karakteri seviyorsunuz. Bu sizin kitabı daha istekli okumanızı sağlıyor. Zaten bir kitabın en önemli özelliklerinden biri de karakter yaratma becerisidir. Çoğu başarılı kitap, karakteri ile anılıyor. Örneğin; Rodion Ramonoviç Raskolnikov, Oblomow ve Prens Lev Nikolayeviç Mışkin gibi. Yazar Santiago karakteri ile bunu başarmış. Kitap roman olmasına rağmen size bir felsefi yapıt, masal ve hikâye izlenimi veriyor. Üstüne bütün bunları sürükleyici bir şekilde verdiği için kitabı sıkılmadan okuyorsunuz.

****

Çok satanlar listesinde ilgimi çeken bir kitaplardan biriydi. Hakkında birçok olumlu yorum yapıldı. Santiago adında bir gencin kişisel menkıbetine ulaşabilmek için hayallellerinin peşinden gitmesini anlatıyor. Kitabın bu kadar çok satılmasında ki temel sebepleri arasında, dilinin çok sadece olması yatıyor. Bir çırpıda okuyup bitere bileceğiniz bir eser.

****
Son olarak hayal kurmaktan ve o hayalin peşinden gitmekten vazgeçmeyin. Çünkü bize hayal kurmayı bile unutturdular…Simyacı kitap özeti, incelemesi ve yorumları devam ediyor.

****

Yaklaşık 10 yıl önce lise yıllarımda bu kitabı okudum. Neredeyse tamamen unuttuğum için tekrar okumak istedim. Hep söyleriz ya “şimdiki aklımla o yaşlara dönsem” diye, şimdiki aklımla muhteşem bir yolculuğu tekrarladım. Masalımsı olduğu kadar gerçekçi bir anlatım, sıkmayan, yormayan bir üslup. Bunlarla birlikte hikâyenin her evresi müthiş. Kitabı okumayanlar okumalı, daha önce okuyanlar kesinlikle tekrar okumalı. Keyifli okumalar.

Merhabalar kitabı lisenin başlarında okuduğun ve uzun bir süre etkisinde kaldığım muhteşem bir eserdi bu eserde bize asıl anlatılmak istenen kişinin hayatında en çok yapmak istediklerini ve tutkularının sonuna kadar peşinden gitmesi gerektiğini belirtiyor Paulo Coelho’nun en beğendiğim ve en lezzet aldığım kitabı okumanızı tavsiye ederim.

****

Herkesin bir hayali vardır. Küçükken o hayalin gerçek olması için elimizden geleni yaparız. Çünkü yüreğimiz bizimle konuşur, bizse yüreğimizin gösterdiği yolda gideriz.

****

Oysa zaman geçtikçe hayallerimiz göz ardı edilir. Daha önemli şeyler vardır hayatımızda. Yüreğimiz ısrarla bizimle konuşmaya devam eder. Onu dinleriz ama dinlediklerimiz uçar gider.Sonra zaman biraz daha ilerler. Yüreğimiz artık fısıldamaktadır. Bizse onu hiç duyamayız. Etrafımızda dinlememiz gereken daha önemli şeyler vardır.

Bence Bunlarada Bir Bak...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.