Beslenmede Gıdaya, İsrafa ve Paylaşmaya Dikkat!

Hayatta kalmanın temelinde beslenme var. Biz insanlar hem etçil hem otçul beslenmeye uygun vücutlarımızla neredeyse her şeyi tüketiyoruz. Fakat beslenme aynı zamanda kültürel bir olgu ve her milletin kendine has beslenme alışkanlıkları ve mutfaklarının kendine özgü tadları, kokuları var. Gıdanın üretilmesinden saklanmasına kadar birçok konu ilkim ve toprak özellikleri kadar o gıdayı tüketecek insanların yeme içme alışkanlıklarıyla da bağlantılı olarak değişiyor. Örneğin, kimi peyniri küflü yiyor, kimi otlu. Gıdanın üretim ve tüketim şekilleri çokça değişebiliyor, fakat değişmeyen bir şey varsa o da hepimizin sağlıklı beslenmeye olan ihtiyacımız.

İşte buradaki sorunlar öyle belli topluluklara has olmaktan çıkıyor ve bir bütün olarak insanlığı meşgul eden bir boyuta taşınıyor. Çünkü beslenme döngüleri günden güne daha fazla dışarıya bağımlı, hazır, paketlenmiş ve fastfood hale geliyor. Yüz yıl önceki restoran sayılarıyla bugün kıyaslanabilir mi? Özellikle ekonomik seviye yükseldikçe evde yeme alışkanlıkları yok olma derecesine geliyor. Her köşe başında en alt düzeyden en üst düzeye kadar bizi doyurmayı vadeden mekanlar çıkıyor karşımıza. Dönerciler, pideciler, simit sarayları, çiğ köfteciler, hamburgerciler sokaklarda en çok rağbet gören beslenme durakları… Peki ya böyle yerlerden ayrılırken beslendiğinizden ne kadar emin oluyorsunuz?  

Sağlıklı beslenmek için gıda çeşitliliğine dikkat

İşin doğrusu aşağıda sayacağımız niteliklere az çok dikkat etmeden hiçbir yerde yediğiniz hiçbir şeyden tam olarak emin olamazsınız.

Peki gıda ile ilgili ana belirleyiciler nelerdir?

  • Üretimi
  • Pişirilme ve hazırlanma yöntemleri
  • Hijyeni
  • Organikliği
  • Tazeliği
  • Mevsiminde olup olmadığı

Bunlar beslenmemizin gıda cephesi. Bir de onu tüketen kişiler olarak bizim vücudumuzun besinler karşısındaki durumuna dikkat etmemiz gerek. Dünyada azımsanamayacak kadar çok insan gıda alerjisine sahip ya da pek çok gıdayı tüketmesini engelleyen hastalıklar taşıyor. Bu yüzden dünyanın en faydalı yiyeceği de olsa ona sizin sindirim sisteminizin vereceği tepki olumsuz olabilir. Yani gıdayı tüketenin sağlık koşullarından yaşına kadar her şey beslenmenin bir parçası.

Tabi bir de işin israf boyutu var… Hiçbirimizin kendine çok konduramadığı, fakat hepimizin bir parçası olduğumuz o büyük israf tablosu. Bu konuda yapılan araştırmalar her geçen yıl büyüyen bir israf denizinde yüzdüğümüzü gösteriyor. Sadece Türkiye’de her yıl 26 milyon ton gıda çöpe atılıyor. Bu bilançonun maliyeti var tabii: Türkiye’de yılda 214 milyar lira değerinde gıda israf ediliyor. Bu rakamlar özellikle Amerika ve Avrupa’da dünya nüfusunun üç katını besleyecek rakamlara ulaşıyor. Yani dünyada herkesi fazlasıyla doyurmaya yetecek kadar gıda üretiliyor. Buna rağmen milyarlarca insan açlık sınırının altında yaşıyor. Afrika bu açlığın hayati  boyutlara ulaştığı ana kıta. Her yıl binlerce çocuk açlık ve susuzluk yüzünden ölüyor. Bütün bunları çeşitli iletişim kanallarından duyduğumuz halde israf etmeme konusunda hiç değilse bireysel tedbirlerimizi geliştirmiyorsak oturup insanlığımızı sorgulamamız gerekmez mi?

Evet beslenelim, hatta mümkün olan en sağlıklı şekilde beslenelim, dünyanın nimetleri hepimiz için. Fakat mümkünse israfı en aza indirerek ve  mutlaka paylaşarak… Komşunuz açken, tok uyuyamıyorsanız doğru yoldasınız demektir. Bu komşu dünyanın ulaştığı ulaşım ve teknoloji koşulları içinde artık birkaç adım ötemizdeki kişi olmaktan çıktı; bir şehir, bir ülke, bir kıta uzakta da olsa aç uyuyan herkesin komşumuz olduğunu hep hatırda tutmalıyız.

Bunlarda Hoşunuza Gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.