En Güzel Adalet Ağaoğlu Sözleri ve Alıntıları

En Güzel Adalet Ağaoğlu Sözleri ve Alıntıları 2020, Adalet Ağaoğlu Güzel Sözler, Adalet Ağaoğlu Kitap Sözleri ve Alıntıları, Adalet Ağaoğlu Ünlü Sözleri, Adalet Ağaoğlu Ölüm İle İlgili Sözleri, Adalet Ağaoğlu Aşk Sözleri, Etkileyici ve Anlamlı Adalet Ağaoğlu  Dar Zamanlar Sözleri, Alıntıları, Cümleleri Uzun, Kısa.

Edebiyat dünyasının duayenlerinden biri olan Adalet Ağaoğlu 14 Temmuz 2020’de vefat ederek aramızdan ayrıldı. Sevilen yazarın birbirinden güzel kitapları okurlarına miras kaldı. Yazarı saygıyla anıyor ve En Güzel Adalet Ağaoğlu Sözleri ve Alıntıları içeriğimizle onun kaleminin gücünü hatırlatıyoruz. En Güzel Adalet Ağaoğlu Sözleri ve Alıntıları ile yazarın eserlerini okumak için bir basamak oluşturuyoruz. Siz de bu güçlü kadın yazarın kalemiyle tanışmak ve onu ölümü dolayısıyla anmak için En Güzel Adalet Ağaoğlu Sözleri ve Alıntıları haberimizden faydalanabilirsiniz. 

Adalet Ağaoğlu Güzel Sözler

En Güzel Adalet Ağaoğlu Sözleri ve Alıntıları

AYNILAŞMAYA HAYIR.

Darda kalmak yaratıcılıktır.

Ölebilen tek şey bu. Zaman.

Sevileni mülk kılmak, ne iğrenç!

Beni yalnız, yalnızlıklar çoğaltır..

Herkes kendi kabının içini tanır

Yürek başkaldırır, hayatsa sınar.

Ölmek de bir iştir nice işler içinde.

Acaba hiç kendim olmuş muydum?

Ölmüşüm gibi sevme…Yaşıyorum.

İntihar etmeyeceksek içelim bari?

Birbirlerimizden nice hüzünler gizliyoruz…

Aklım karıştı mı kendime bile küserim ben…

Seninle bir deniz kıyısı özlüyorum. Yaz bunu.

Hayatla piştiği gibi kitapla da pişmeli insan.

Yürümeyenin pabuçları da paçası da temiz kalır.

Bana gülümsemeyin. Bana inanın. Anlayın.

İnsan, bilmediği birini bu kadar özleyebilir mi?

İnsan yine de bir yandan sürekli ışık almak istiyor.

Her şey için hep erken. .. Sonuç: Geç kalmak.

Bu benim en sevdiğim ışık; süt mavisi aydınlık.

Yeni bir yanlışa katlanabilirim, ama eskisine hayır.

Bir fikirden yana olmakla bir fikir olmak aynı şey değil.

Neyse ki yaram hep usul usul kanıyor. Beni o ısıtıyor.

Kadını özgür olmayan ülkenin erkeği de özgür değildir.

Adalet Ağaoğlu Alıntıları Kısa Uzun

Şimdi buradayım. Her şeyin uzağında. Hiçbir savaşım yok.

Kendi hayatını yaşayamayan, başka­larınınkini de öldürür.

Ölmek nedir? Ölmek yaşamış olduğunu bilmeyi gerektiriyor.

Bir ara umudumu yitirmiştim. Hiç ölemeyeceğimi sanmıştım.

Ölmeye yatarken ölümle savaşmak gerekeceğini düşünmemiştim.

Ahh seni kaybetmenin üzüntüsü içindeyim, her ölüm erken ölüm

İnsan olmanın bazı küçük anları vardır. Onu kaçırmak istemedim.

Herkesin hayatını yaşıyoruz. Farklılık sadece bir yanılsama, hepsi bu.

Bazı dönemlerde ve bazı koşullarda kimseleri kendine inandıramazsın.

Yüzersin, yüzersin kuyruğuna gelirsin, hep bir bokluk çıkar. Takılırsın…

Şu ölüm-kıyımlar memleketinde çocukların geleceği düşünülmeden edilemiyor.

Her şeyde haklı ve doğru olmak için her şeyin haklı ve doğru olması gerek.

Zaman insanları ayırabilir, ama asıl hayatın da ayırmasına neden izin vermeli?

İnsanın son yurdu, son duvarı olan mezar bedene dünya evinden daha sadıktır.

Hukuk olmayan yerde yargı, aşk olmayan yerde çocuk, hayat olmayan yerde de ölüm.

Daha ekonomik olsun ve daha çok insanı, daha iyi tanıyalım diyorsak, kitap okuyalım. 

Bunca yorgunluktan sonra birbirimiz için yok olamayız. Hiç var olmamış gibi olamayız.

Hayat değişecekse, kendini değiştirebilenlerle değişecek, yinelenişe ayak uyduranlarla değil.

Kitaplardan edinilen bilgiler önce kafadan geçiyor, hayattan öğrenilenler, önce yürekten.

Adalet Ağaoğlu Anlamlı Sözleri

Hayat karmaşık, anlaşılmaz. Onu anlaşılır kılığa sokmaya çalışan ise sadece sanat. Sanat!

Bu benim kaçıncı kez serilip doğruluşum? Kaçıncı kez, tam oluyor derken yaya kalışım…

Delerek geçen acı, ancak delerek geçen acıyla karşılaştığında anlam kazanabilirmiş meğerse.

Külkedisi, prenseslik hayallerinden uyandı. Hayat budur işte: Rüyanın bittiği yerde masallar başlar.

Özür dilemeniz gerekmez. Zaten bugün bütün dünyada şiir, yalnız şairler için yazılıyor, deniyor.

Eksiklerimizi, yaralarımızı sarmak kolay değil elbet. Lakin, kim menzile yarasız beresiz ulaşmış, de bana?

Ortak yol: Baskıya, zulme, şiddete karşı elinin emeği alnının teriyle daha temiz bir yarının yolu.

Dön kendinin derinlerine in! çağrısı. Verili öz’ünü def et, kendi özünü kendin yap… in in… daha derinlerine…

Yaşanmışlığı olmayan hiçbir cümle kalıbının hiçbir anlamı yüklenmediğini bir gün anlar mı acaba?

Kitap! Okunduğunda kimsenin hayatı pat diye değişmiyor ama, gelecek adına “hayat”lar kayda geçiyor.

Her durumda özgür kimliğimizi koruyabilmek ancak edimle söylenebilecek şu tek ve son söze bağlı: Hayır.

Yahu, unutsana artık. Kaç yıl geçmiş. Hatırası kıt kocakarılar gibi dönüp dolaşıp aynı noktaya takılıyorsun.

Yanılmış olmanın acısını anlamıyorlar. Umulmadık bir anda yanılmış olmanın acısını. Bundaki dayanılmazlığı…

Kimsenin kimseyi gördüğü yok. İnsanlar arasında kara kalın perdeler gerili. Perdelerin gerisinde herkes kendi derdinde.

Çıplakken bir matbaa işçisini bir öğrenciden, bir efendiyi bir uşaktan, bir zorbayı bir aşıktan nasıl ayırtedebilirsiniz?

Adalet Ağaoğlu Kitap Cümleleri

Bir adamın fikrinde iki ince gül birden olmaz. Birinin suyunu öteki, ötekinin suyunu beriki çalar. Ne biri onar, ne öteki.

Kendimi dinliyorum. Ne öfke ne sevda. Hiçbir şey yok. Karışık bir yürek. Ortada neler olup bittiğini ayırt edemiyorum.

Zaman, sen ne büyük öğretmensin, ah saygıdeğer zaman, sen ne büyük bir bilgesin! Gaddar bir bilgesin ama. Acımasız.

Her şey, her an değişiyor. Onun için de sahici ebedi aşk yoktur. Mutlusu, mutsuzu; birliktelik yoktur. Sadece bedenin tutkuları.

Hayat kırılıp kaldığı yerden sürüyor. Dalı kırılan ağaç nasıl kırılan yerinden sürgün verirse, hayat da öyle, umuduyla bekleyiş.

Hiçbir şeyi unutmuyorsak, bizi, şimdiyi, bu zamanı da unutmayalım. Bu güzel oda müziğini unutmayalım; direnişini çalgıların.

Acaba hiç kendim olmuş muydum? Hiç kendimiz olduk mu? Görevlerin birlikte götürülmediği bir yerim oldu mu hiç?

Bilinmedik, ezberlenmedik bir şeylerin kalmış olması, ikili ilişkilerde demek istiyorum, aşınmamışlık, aşınmazlık… Aşılmazlık.

Bak işte şu an, kendinin olsun, başkalarının olsun yanlışlarımızı unutmanın tam sırası. Hatta o yanlışları sevmenin. Yanlış insanlıktır.

Gençliğini herkesin olabilecek bir kadın için harcıyorsun. Gençlik daha yüce bir amaç için, toplum için kullanmalı bütün gücünü.

Gelmeyeceğinden en küçük bir kuşku duymaksızın bir şeyi beklemek. Böyle bir bekleyiş hiç unutturamaz kendini. Aynı durumdayım.

Tam başlandı, bir yerde koptu anlatılmak istenen. Ya kendimizden korkuyoruz ya çevremizden. Ne olduysa oldu şöyle iyi bir açılıp dökülemedik.

Acıya bulandıkça kaçınılmaz biçimde buruklaşıyoruz. Yüreklerimiz kanırıldıkça, üstümüze kapaklanmak zorunda kalıyorsak da bakma.

Ünlü ve  Etkileyici Adalet Ağaoğlu Cümleleri

Sizsiz ben yarım kalırım. Bensiz siz, eksiksiniz. İkimiz birlikte bütün ve yeni bir insan oluruz. Yeryüzünde o kadar çok özlemiş şey oluruz.

Apaçık olmak suçtur. Apaçık olmanın cezasız kalmayacağı bir yerdeyiz henüz. Ben de diyordum, bakalım benim apaçıklığım ne zaman cezalanacak?

Yolun ağzında biri, yanındakine, “Bizim deli saraylı gidiyor” dedi, işittim. Desin. Herkesi, kendi küçük delilikleri ayakta tutar.

İç sesleri çoğalta çoğalta yaşanır (mı?) Aşk; ten ürpermesi, göz kararması, iç dinginliği; iki kişiyi sarıp sarmalarken ruh üşümesi…

Ölmeye yatıyorum, eğer bir sonsuzluk varsa; sonsuzluk olmak istiyorum. İsmi anılmayan, gözleri görmeyen, yaşamayan bir sonsuzluk.

Neyi seviyoruz? Bir gövdeyi mi? Bir düşünceyi mi? Bir akım bile olmayan yeni esintileri mi? Maksiyi… Miniyi… Takma saçları…Yapma burunları…

Ne yapsam peki? Kime gitsem? Gidecek kimse yok. Herkes görev başında baksana. Herkes işi gücü bırakmış, başkalarına neyi nasıl yapacağını öğretme peşinde.

Ne zaman yalnız kalsa, ne zaman karanlık bi gecede yürüse,uyusa, uyansa, içinde bu karmaşık ve güçlü uğultu. Sanki yürümüyor, uyumuyor, düşünmüyor. Koşuyor, hep koşuyor.

Kim kiminle neyi bölüşüyor ki? Hiçbir şey bölüşme üstüne bütünleşmemişken…

İnsan, evlenmelerde olduğu gibi boşanmalarda da en son andaki kararı tek başına vermeli.

Ey hayat! Sen ne büyük okulsun. Her yere dalıp çıkmak gerek. Gözünü kafanı her şeye açık tut sen, ağzını değil. İyi ama, yazmak ağzı açmak değil mi? Yaralının neresi karşı duruş, muhalefet değil mi?

Tarihte nice ulak, nice komutandan fazla işe yaramıştır. Bunu küçümseyemezsin. Güvensizlik mikrobu ortalığa ne kadar saçılmış olursa olsun, bunu karşıtıyla yenebilirsin.

İnsan krepon kağıdından kanatlar takınca kelebek olduğuna inanır. Koyun postunda koyun, kurt postunda kurt… Ülkü de giydirilebilir üstünüze ve Etlik tepeleri dağ görünür gözünüze.

Tutku nedir, bilmez misiniz siz be! Aile, toplum, vatan… Tutku soyut olunca kolay. Tutkunun bir adı, soyadı, elle tutulur gövdesi olmadı mı kolay. O zaman sahip çıkmak da, sahiplikten caymak da kolay.

Adalet Ağaoğlu’nun Unutulmaz Sözleri

Devrimcilik, toplumculuk, sanat, sanatçılar… Hepsinin bu derece yozlaşmış olabileceğine inanamıyorum. İnsanlığını zaten yitirmiş tutuculardan, tek hedefleri çıkarları olan sağcılardan söz etmiyorum.

Bir insan narkoz almadan, kesilip biçilecek yerini uyuşturmadan kendini kendi eliyle ameliyat eder, bunu da ölmeden başarırsa, insanoğlu için yaşamın en güç yanını, adı yapayalnız olmak denen şeyi de başarır.

Bir insan narkoz almadan, kesilip biçilecek yerini uyuşturmadan kendini kendi eliyle ameliyat eder, bunu da ölmeden başarırsa, insanoğlu için yaşamın en güç yanını, adı yapayalnız olmak denen şeyi de başarır.

Yitirilen inançların yerine, durum zorluyor diye, acilen yarım yırtık yeni inançlar koyuveriyorsan, utanmamak için, salt utanmamak için yeni inançlar edinmişsin gibi dört dönüyorsan ortalıkta , daha çok utançlar yaşarsın.

Artık hayatlar, bilgisayarlar başın­da oturan herhangi bir teknokratın çılgınlık an’ ına bağlı ve o teknokrat yalnızca günlük bir sorunundan, zamanımızın yaygın bir sorunu haline gelen ‘stres’ durumundan ötürü delirebilir; delirip önündeki düğmeye basabilir.

Bu ülke düşünce insanlarımızı yerden yere çaldı, onları vurdu, vuramadıklarını yaraladı, bilim yuvalarının dışına kovdu; yetmedi, vatan sınırlarının dışına kovdu. Eğer arada sırada onlar için birazcık iyi bir şey yapmak zorunda kaldıysa, bunda da hep geç kaldı.

Zaman, sen ne büyük öğretmensin, ah saygıdeğer zaman, sen ne büyük bir bilgesin! Gaddar bir bilgesin ama. Acımasız. Gerçekler biraz da saklanmalı değil mi? Birazcık, çok değil. İnsanları içkide boğulmaya ya da beynine bir kurşun sıkmaya kalkıştırmayacak ölçüde olsa yeter.

Adam “hayır” diyecek, “bunu söylemediniz.” giderek kendimize daha kalın kabuklar ediniyoruz, dikenli duyargalarımızı daha çabuk içeri çekiyoruz, dediniz. Kabuklu hayvanlara benzedik; öyle ki, titreşimlerimizin suyun gel-gitlerine mi, kendimize mi ait olduğunu, ruhumuzun mu bedenimizin mi üşüdüğünü başta kendimiz, artık kimse kestiremiyor. Onun için kabuklarımıza dokunmamız, dokunmamız, denizlerin derinliklerinde, mağaralarında da birbirimizi ve kendimizi aramaya gitmemiz gerek dediniz.

Önerilen İçerik:

En İyi Orhan Veli Kanık Şiirleri ve Sözleri

Bunlarda Hoşunuza Gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.