Kendini Arayan İnsan Sözleri-Konusu-İnceleme

Kendini Arayan İnsan Sözleri sayfamızda sizlere Roll May tarafından yazılmış 2013 yılının mart ayında basıma girmiş ve 272 sayfadan oluşan İnsan, Toplum ve Psikoloji konularını işleyen kitabın içinden en güzel sözleri derledik. Ayn zamanda sayfamızda Kendini Arayan İnsan Konusu, İnceleme ve Yorumlar hakkında da bilgiler edineceksiniz..

Kitabın Özeti: Yalnızlık, can sıkıntısı ve boşluk: Bunlar Rollo May’in hastalarından defalarca karşılaştığı şikayetlerdir. Yanıt olarak, insanın bütünleşmesinin özünü ortaya çıkarmak için kişiliğin gizli katmanlarını araştırarak temel ve doğuştan gelen bir değer duygusunu ele alıp değerlendirir. İnsanın Kendini Arayışı, ezici kaygıların yaşandığı bir çağda yaşadığımız çıkmaza ilişkin aydınlatıcı bir görüş ortaya koyar. Bu tür zamanlarda yargılama ve hareket etme konusunda bizlere rehberlik eder. İşte Kendini Arayan İnsan Sözleri…

Kendini Arayan İnsan Alıntılar

Elbette ki bazı kahkahalar kindardır.

Sıkıntı, insan olmanın meslek hastalığıdır.

Sokrates haklıydı: bilgisizliği kabullenmek bilgeliğin ilk adımıdır.

Sessizlik büyük suçtur, çünkü sessizlik yalnızlaştırır ve korkutucudur.

Gururlu bir insan olmaya en çok yaklaşanlar kendilerinden tiksinenlerdir.

Kendini sürekli gözlemlemek, kendini bir nesne gibi algılamak kendine yabancılaşmaktır.

Ol­gunlaşma ve yalnızlık hissinden kurtulma, başta yalnız oldu­ğunu kabul etmekle başlar.

İnsanların çoğu hayatlarını sürdürebilmek için başkalarına dokunmak zorunda olan körlerden farksızdır.

Kişiyi filozof kılan şey her tür soru karşısında içini olabildiğince dökebilme cesaretine sahip olmasıdır.

Elbette ki kişi kendini fazla önemsememelidir ve cesur bir alçakgönüllülük gerçekçi ve olgun bir kişiliğin işaretidir.

Olgunluk ve yalnızlığın üstesinden gelebilmek ancak yalnızlığın cesur bir şekilde kabul edilmesiyle mümkündür.

Cesaret bir insanın kendine duyduğu saygıdan ve verdiği değerden kaynaklanır; insan kendisi hakkında çok kötü düşündüğü için cesaretsizdir…

Gerçeği görmememizin nedeni yeterince kitap okumamış olmamız ya da yeterli akademik eğitime sahip olmamamız değil de yeterince cesur olmamamızdır.

Cansız gibi görünen do­ğayla bu denli yakın yüzleştiğinizde duyduğunuz korku, “hiçlik” ve “var olmama” korkusudur. “Sen topraksın ve yi­ne toprağa döneceksin.

Eğer bir kimse zamanının çoğunu yalnız geçiriyorsa insanlar onun başarısız olduğunu düşünme eğilimindedirler, çünkü akılları yalnız kalmayı seçebileceğini almaz.

Sokrates’in bakış açısına göre her birey kendi merkezini oluşturur ve dünyanın geri kalanı onu merkez alır, çünkü kendine dair sahip olduğu bilgi aynı zamanda Tanrı bilgisidir.

Ve eğer bir kimse zamanının çoğunu yalnız geçiriyorsa insanlar onun başarısız olduğunu düşünme eğilimindedirler, çünkü akılları yalnız kalmayı seçebileceğini almaz.

İnsan ahlaklı bir hayvandır; ancak ahlaki farkındalık kazanması kolay değildir. Tıpkı özgürlük ve benlik bilinci gibi ahlaki farkındalık da ancak içsel çatışma ve endişe pahasına kazanılır.

İnsanoğlunun kendi doğasını gerçekleştirmedeki görevi çok daha zorludur, zira bunu benlik bilinciyle yapmalıdır. Yani gelişimi asla otomatik değil de kendisi tarafından seçilmiş ve onaylanmış olmalıdır.

Özgürlük bir konu karşısında “Evet” ya da “Hayır” de­mekten çok daha fazla bir şeydir: kendimizi şekillendirme ve yaratma; tecrübesidir. Nietzsche’nin deyimiyle “gerçekte neysek o olma” becerisidir.

Kasıla kasıla yürüyen Mussolini ve psikopatik Hitler’in resimlerini gören herkesin bildiği üzere faşizmde boş, endişeli ve çaresiz olduğundan megalomanca vaatlere sıkı sıkıya sarılan insanlarda ortaya çıkar. Kendini Arayan İnsan Sözleri Devam Ediyor…

Kendini Arayan İnsan Sözleri

Yalnızlık çoğu insan için öylesine güçlü ve acı verici bir tehdittir ki tek başına olmanın pozitif yanlarını algılayamazlar ve hatta kimi zaman yalnız kalma ihtimalinden korkarlar. Çoğu insan “yalnız olduklarını anlama korkusundan” mustariptir der Andre Gide, “ve bu yüzden kendilerini asla bulamazlar.

İnsanlar kendilerini tehdit altında hissedip endişelendiklerinde daha sert bir tavır takınırlar ve şüpheye düştüklerinde dogmatik olma eğilimi göstererek canlılıklarını yitirmeye başlarlar. Koruyucu bir kabuk örmek için geleneksel değerleri kullanır ve bu kabuğun ardına saklanırlar; ya da büsbütün paniğe kapılarak kendilerini geçmişe kapatırlar.

İnsanları destek almaya sevk eden şey, duygusal ilişkilerinin sürekli olarak ayrılıkla noktalanması, evlilik planlarını bir türlü gerçekleştirememeleri yahut eşlerinin onları tatmin etmemesi gibi şikâyetler olabilir. Ne var ki konuşmaya başladıktan sonra çok geçmeden ister gerçek isterse hayalini kurdukları eşlerinden aslında kendi içlerindeki bir eksikliği gidermesini yahut bir boşluğu doldurmasını bekledikleri ve bu gerçekleşmediği için endişeye ya da öfkeye kapıldıklarını açığa vuruyorlar.

İnsanın kendini boş hissedip korkuya kapıldığında ortaya çıkmasının nedeni yalnızca ‘sürünün’ içinde güvende olan vahşi bir hayvan gibi kalabalık tarafından korunma isteği değildir. Başkalarına duyulan özlem de kişinin kendi içindeki boşluğu doldurma çabasından ibaret değildir. Tabi kişinin kendini boş yahut endişeli hissettiğinde bir insanın arkadaşlığına gereksinim duymasının nedenlerinden biri de budur. Bunun daha temel nedeni insanın ‘birey’ olma deneyimini yalnızca kendini başka insanlarla ilişkilendirdiğinde yaşaması ve yalnız kaldığında bu birey olma deneyimini yitirmekten korkmasıdır.

Hayatlarıyla ilgili bazı sorunlarla yüzleşen çoğu insanın kendilerini “evlendiğimde işler yoluna girecek” ya da “üniversiteden mezun olduğumda her şey düzelecek” ya da “yeni bir işe girdiğimde sorun kalmayacak” gibi düşüncelerle avuttuklarını görürüz. Gerçekten de pek çok insan mutsuzluk, sıkıntı baya amaçsızlık gibi hislere otomatik tepkiler vererek “Gelecekte beni bekleyen ne güzellikler var?” sorusuyla birlikte zihinlerini içinde bulundukları andan uzaklaştırmaya çalışıyor. Bu durumda geleceğe dair “umut” aslında şimdiki zamanı öldürüyor. Fakat umudun bu tür bir uyuşturucu şekliyle kullanılması gerekmiyor. Yaratıcı ve sağlıklı halinde umut -bu ister dinsel tamamlanma ya da mutlu bir evlilik ya da mesleki başarı umudu olsun- kişiye enerji veren bir tavır, kendimizi daha canlı hissedebilmek için gelecekte yaşanacak bir olaya dair mutluluğun sezgisel olarak şimdiki zamana taşınmasıdır ve böyle de olmalıdır.

Kitap Hakkında Söylenmiş Sözler

Yaşantımızı tüm gerçekliğiyle analiz ediyor ve bu analiz çok çarpıcı. New York Times

Çoğu insan yapayalnız olduğunun farkına varmaktan korktuğu için kendini asla aramıyor. Chicago Tribune

Rollo May’in bu sağduyulu, popüler kitabı, espri ve hayal gücüyle bezenmiş, kültürle dokunmuş. Korkmayan ve halinden pek de memnun olmayan herkes için bu kitap son derece faydalı olacak. New York Herald Tribune

Kitap Hakkında Yapılan Yorumlar

YORUM1: Hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan biri. Son birkaç yüzyıl yazarları hakkında özel bir şey var- yıllar ve hatta yüzyıllar önce yazdıkları aynı şeylerin bugünlerde çok güncel ve gerçek olması çok ilgi çekicidir, çünkü insan ırkının geçmesi gereken savaşları tahmin etmişlerdir. 21. yüzyılda. Tek kelimeyle şaşırtıcı bir kitap. -C.G.

YORUM2: Kitap 1950’lerde yazılmış olmasına rağmen, Rollo May’in söylediklerinin çoğu bugün geçerliliğini sürdürüyor. Çevrenize bir göz atarsanız ve dünyayı gerçekten eleştirel bir şekilde incelerseniz, onun analizinin izini sürmek için kullandığı sayısız yolu görmeniz mümkün. Aşırı ilaç yazan terapist ve psikologdan, nüfusun büyük bir bölümünü bir virüs gibi etkileyen yalnızlık ve kaygıya kadar ve bizi daha önce hiç olmadığı kadar birbirimize bağlamayı vaat eden bir teknoloji çağında yaşarken, atalarımızın ancak zamanlarında hayal edebilecekleri aletler ve eğlenceler. Uzmanlara göre, 2020 yılında insanlık tarihindeki en büyük zenginliğin, maddi bolluğun, barışın ve insani gelişmenin olduğu bir zamanda yaşıyoruz. -G.Y

YORUM 3: Piyasada bulunan yüzlerce/binlerce kişisel gelişim ve insan psikolojisi üzerine yazılmış kitap var. Pek çoğu kadim bilgilerin derlenmesi, filozofların fikirleri ve özellikle son dönemde “new age” akımı ile birlikte spiritüel düşüncelerin içi doldurulmadan insana sunulmasından ve idrak edilememiş evrensel bilgilerin aktarılmasından ibaret. Bu kitap, aynı zamanda varoluşçu bir psikolog olan Rollo May’ın konuları çok daha çağdaş ve günümüz insanına hitap edecek şekilde sunmasıyla diğerlerinden ayrılıyor. May bu kitapta boş umut vaat etmiyor. Bilimsel ve deneysel çalışmaları felsefe ile buluşturup, İnsanın nedenlerini, niçinlerini, seçimlerini ve sonuçlarını aktarırken bütün bu konularda aslında gerçek hakimiyetin insanın kendisinde olduğunu, kontrol edebilme, idare ve irade edebilme yeteneğinin her varlığın kendi içinde saklı olduğunu hatırlatıyor. Okunmaya değer olduğunu düşünüyorum… -A.L

Şunlarda Hoşunuza Gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.