Bekir Sıtkı Sezgin Kimdir? (1936-1996)

01 Temmuz 1936 yılında İstanbul ilinin Fatih İlçesinin Şehremini semtinde dünyaya gelmiştir. Babası Hafız Hüsnü Efendi, annesi Feride Hanım’dır. Eğitim hayatına 1942 yılında başlamıştır. Lise son sınıfta babasının tavsiyesi üzerine İstanbul Belediyesi Konservatuvarı imtihanına girerek bu imtihanda başarı sağlamıştır. İstanbul Belediye Konservatuvarında bir süre eğitim gördükten sonra vatani görevini yapmak için Denizli’ye gitmiştir. Askerlik vazifesinden hemen sonra yani 1958 yılında İzmir’e yerleşmiştir.

1959 yılında İzmir Radyosu sınavlarına girerek bu radyoya “Yetişmiş Sanatçı” unvanı ile girmeye hak kazanmıştır. 1980 yılında TRT kurumundan emekli olan Sezgin, daha sonra çeşitli özel kurumlarla, çeşitli zaman ve mekanlarda Türk Tasavvuf Müziği konserleri vermiştir. İstanbul Belediye Konservatuarı’ndaki eğitimi sırasında Mesut Cemil Tel, Şefik Gürmeriç, Şive Ölmez, Ferdi Ştatzer, Münir Nurettin Selçuk ve Nevzat Atlığ’dan istifade ederek aynı dönemlerde Sadettin Kaynak’la da tanışma fırsatı bulmuştur.

Daha küçükken babası ile camilere giderek, hocaları dinleyerek Kur’an ve Mevlit seslerine alışan Bekir Sıtkı Sezgin, aynı zamanda müzik kültürü yüksek bir aileye mensuptur. Bekir Sıtkı Sezgin babası için bu sebeple,” Hasılı babam, benim hem sebebi hayatım hem öğretmenim hem mürebbim hem de arkadaşım olmuştur” demiştir. Toplum içinde ilk musiki icrası denemesini dokuz yaşında iken “Tevhid Bahri”ni okuyarak yapan Bekir Sıtkı Sezgin, aile ve dost meclislerinde bildiği eserleri okuyarak takdir edilirdi. Hatta bir televizyon çekimi sırasında mevlithanlardan birine 11 yaşında hafız olduğunu söylemiştir.  Konservatuar süresince öğrendiği eserlerin çoğunu din dişi eserler oluşturuyordu. 1959 yılından sonra İzmir’de Zakirbaşı İlhami, Manisalı Hafız Ahmed, Mübaşir Kemal, Hafız İsmail Efendi’den bilmediği klasik eserleri, tevşih, durak, tavır ve üslup öğrenen büyük üstad, bütün bu titiz derslerin ve uğraşların sonucunda usta bir ses icracısı olarak kendisine güzel bir zemin hazırladı. Aynı zamanda Bekir Sıtkı Sezgin Nuruosmaniye Camii İmam-Hatibi Hasan Akkuş’tan Kur’an’ı Kerim kıraati, İzmir Hisar Camii İmam-Hatibi Mehmet Rakım Elkutlu’dan da ilahi, kaside ve mevlit meşk ederek genç yaşta musiki üstadı olmuştur. Yüksek musıki kültürü, meslek haysiyeti, dindarlıktaki samimiyeti, ciddiyeti, mihrap ve minberde gereken mesleki icra kabiliyet ve mahareti insanlar tarafından takdirle takip edildi.

Üstad musiki öğrenmek ve öğretmek konusunda şunları belirtmektedir;” Eğer insan en iyi ses ustalarını, en iyi yorumcu ve icracıları dinler ve onlara hizmet ederse, ancak o zaman Türk Musikisinin makamlarla ilgili yapısını ve perdelerini iyi anlayıp kavrayabilir. Yoksa öğrencilere falan dörtlü ile falan beşli birleştiği zaman şu makam olur deyip, o diziyi iki portrelik bir temrin içinde terennüm etmekle musiki öğrenilemiyor ve öğretilemiyor. Böyle olunca mekanik bir musiki öğretimi verilmiş olur ki, onda da ruh yoktur, ruhsuz da musiki olmaz.”

Bekir Sıtkı Sezgin’in ilk bestesi güftesi Yavuz Sultan Selim’e ait “Sanma şahım herkesi sen sadıkane yar olur” mısraları ile başlayan ağır aksak usulündeki şehnaz makamındaki şarkıdır. Sanatçı’nın en sevdiği makam Hüzzam olarak bilinmektedir.

Bekir Sıtkı Sezgin, 1964 yılında İzmir’de evlendi. 1965’de H. Kudsi, 1967’de H. Siyami, 1969’da F. Hümeyra adlı çocukları dünyaya geldi. Büyük üstad 10 Eylül 1996 tarihinde vefat etti. Kabri Kadıköy Sahrayıcedit Mezarlığı’nda girişe göre sağdan 25. metrededir.

Şunlarda Hoşunuza Gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.