Tutunamayanların Gözdesi Oğuz Atay

Birçok sanatçıyı doğum ve ölüm yıldönümlerinde anıyoruz. Kimileri sadece bu günlerde hatırlanıyor, kimileriyse zaten her an başucumuzda ve zihnimizin bir köşesinde bizimle yaşıyor. Oğuz Atay, 1970’li yıllardan geleceğin insanlarına seslenen eserleriyle her an bizimle birlikte ve onu anmak için aslında herhangi bir yıldönümüne ihtiyaç yok. Yine de Türk edebiyatının en özel isimlerinden biri olmayı başarmış usta yazarı doğum gününde her günkünden biraz daha fazla konuşmak hiç değilse vefanın bir gereğidir.

Oğuz Atay Kimdir? Nasıl bir hayat yaşamıştır? Nerelidir? Uzun ayrıntılara boğulmadan şöyle bir tekrarlayalım:

Oğuz Atay’ın Gençliği

Oğuz Atay  12 Ekim 1934’te Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde doğar. Kastamonu’nun çeşitli ilçelerinde hakimlik ve savcılık yapan babası Cemil Atay’ın 1939 yılında CHP milletvekili seçilmesi üzerine aile Ankara’ya taşınır. 1940 yılında Devrim İlkokulu’na başlayan Oğuz Atay, ilk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da tamamlar. Oğuz Atay’ın ailesi kırklı yılların ortalarında milletvekili ailelerinin oturduğu bir apartmana taşınır. Bu yıllarda Oğuz Atay, bir piyano alması için babasına baskı yapar ve klasik müzikte ilerleme kaydeder.

Oğuz Atay’ın Batı klasikleriyle tanışması ortaokul yıllarına rastlar. Bu yıllarda Oğuz Atay eline geçen hemen her şeyi okur. Yazar 1951 yılında liseyi okul birincisi olarak bitirir. Liseden sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nin İnşaat Mühendisliği bölümünü kazanır. Lisedeki başarısını üniversitede sürdüremese de bu bölümden mezun olmayı başarır. Fakat Oğuz Atay hayatı boyunca mesleğini sevmez. 1960 yılında İstanbul Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi’nde öğretim üyesi olarak göreve başlar. Ticarete girer ama başarılı olamaz. 1961 yılında Marksist bir dergi çıkartmayı düşünür fakat bu planını hayata geçiremez.

Yazar iki evlilik yapmıştır. Tutunamayanlar ve Tehlikeli Oyunlar romanlarında yazarın evlilik hayatından izler vardır.  Beyin tümörüne yakalanır, tedavi için Londra’ya gider, fakat hastalık ilerlemiştir. Oğuz Atay, henüz 43 yaşındayken, 13 Aralık 1977’de İstanbul’da vefat eder, Edirnekapı mezarlığına defnedilir.

Oğuz Atay 43 yaşında öldü…

Eserleriyle avangard bir perdeden Türk edebiyatının mayasını tazeleyen yazar, yalnızlaşmanın, yabancılaşmanın, korkunun, güvensizliğin, tutunamamanın, hayatla ve insanlarla uyum içinde yaşamanın zorluklarının vb. daha birçok modern insanın problemlerini derin bir iç konuşma halinde işler. Sadece çarpıcı içerikleri ile değil, aynı zamanda kullandığı yeni biçimsel tekniklerle de bir çığır açıcıdır. Parodi, pastiş, yabancılaştırma gibi tekniklerin Türk edebiyatında içselleştirilmesini sağlamıştır. İroninin ve acılı bir tebessümün eşlik ettiği eserlerinde olay örgüsünün alışıldık çizgisi kırılır ve metinlerarası düzlemde yolculuklara çıkılır. Modernizm’i ve Doğu-Batı medeniyetleri arasında yerini bulamamış toplumun sancılarını ve bunların yol açtığı buhranı resmettiği eserlerindeki karakterlerin kimlik arayışlarının umutsuz seyri içinde kendimizden çok şey bulacağımız bir dünya kurar.

Eserleri:

Roman: Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Bir Bilim Adamının Romanı, Eylembilim (tamamlanamadan ölür)

Öykü: Korkuyu Beklerken

Oyun: Oyunlarla Yaşayanlar

Günlük: Günlük (1970-1977 arasını kapsar)

Meslekî: Topografya

Şunlarda Hoşunuza Gidebilir...

Tepkiler

  1. Faruk dedi ki:

    Turkiye’nin ilk postmodern eseri Tutunamayanlar, ilk postmodern site webgundemi.com. Tesekkurler…

  2. Asaf dedi ki:

    Teşekkürler Faruk Bey. Sizler gibi değerli okuyucularımıza ulaşabilmek bize daha da güç katıyor. Esenlikler Dileriz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.