Tarık Akan Sözleri

Sayfamızda sizlere Türk Sineması tarihine adını altın harflerle yazdıran Tarık Akan’ın yazmış olduğu ve 2016 yılının haziran ayında yayın hayatına giren Anne Kafamda Bit Var eserinden sözler ve alıntılar derledik. Ölüm Yıl Dönümünde sosyal medyadan paylaşacağınız en güzel Tarık Akan Sözleri ve Kitaplarından Alıntılar…

Sizde sayfamıza Tarık Akan Sözleri ya da Damat Ferit Sözleri eklemek isterseniz. Hemen yazı sonunda bulunan yorum kısmından sözlerinizi yazarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Tarık Akan Sözleri ve Alıntıları

Geçer geçer, bunlarda geçer.

Yalnızca korku hissediyordum, gittikçe büyüyen bir korku…

Bir yerlerde yeni ve güzel bir şeyler vardı ama sanki ben bezginlikle her şeyin dışında duruyordum.

Bu kitabın ilk 50.000 basımının geliri, yazarı tarafından Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’na bağışlanmıştır.

Herkes birbirinin yaşamından habersiz, bir yol tutturmuş gidiyordu, kimse kimsenin umurunda değildi; kimse böyle bir çaba içinde de değildi. Derin bir nefret duydum.

Üç gün evden çıkamadım. Üç gün de her fırsatta, günde dört-beş kez annemin önüne çömeldim, dizlerine yaslandım, birlikte kafamda bit aradık. Ne bit bulduk ne sirke.

Hastalığı kötüleştiğinde, Akan’a, “Maddi durumun iyi, Amerika’ya gitsene” dediğini belirten İrfanoğlu, “Bana ‘Atatürk gitmedi ki ben niye gideyim?’ dedi ve buradaki doktorlarla kaldı.

İstanbul’u seyrettim; muhteşem bir şehirdi burası, dünyanın en güzel şehriydi. İstanbul’a tepeden bakmak belki çok az insana nasip olacak bir ayrıcalıktı ama insanın gözü bağlanıyordu da görmüyordu işte…

İnsanlık dışı koşullarda yaşayıp etkilenmemek dayanıklılık ya da dirençlilik sayılmaz ki. İnsanca tepkiler vermekten vazgeçmeye dayanıklılık diyorsanız, gerçekten de dayanıklı değilim öyleyse.

Korkumu, heyecanımı bir yana koysam bile bütün bu olup bitenleri kendime konduramıyordum. Burada böyle çaresizce oturmayı hazmedemiyordum. Kişiliğimle, onurumla oynanıyordu ve ben hiçbir şey yapamıyordum.

Yaşam koşulları olumsuz yönde değiştiğinde insanın biyolojik ve moral sağlığının bozulduğunu, ama hayatta kalma dürtüsünün tüm zor koşullara katlanmayı, hatta neredeyse alışmayı sağladığını düşündük.

…İnsanlık dışı koşullarda yaşayıp etkilenmemek dayanıklılık ya da dirençlilik sayılmaz ki. Hepimizin yaşamları kısıtlandı. Körü körüne bir bekleyiş içindeyiz. Katlanmak her geçen gün zorlaşıyor. İnsanca tepkiler vermekten vazgeçmeye dayanıklılık diyorsanız, gerçekten de dayanıklı değilim öyleyse. Artık nereye gönderileceksem gitmek istiyorum; hapishane ya da her neresiyse…

Önerilen İçerik;

Şunlarda Hoşunuza Gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.