Suna Kıraç Sözleri

Vehbi Koç’un kızı Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve İnan Kıraç’ın eşi Suna Kıraç uzun süredir tedavi gördüğü ALS hastalığı nedeniyle 79 yaşında yaşamını yitirdi. Eğitime, İş Dünyasına, Kültüre ve Sanata verdiği katkılardan dolayı Devlet Üstün Hizmet Madalyası Ödülüne layık görülen Suna KIRAÇ, herkese örnek olacak bir iş kadınıydı. Suna Kıraç’ın 2006 yılında yayımlanan, tüm geliri TEGV’na bağışlanan ve editörlüğünü Rıdvan Akar’ın yaptığı Ömrümden Uzun İdeallerim Var adlı kitabı 100.000’in üstünde sattı ve yılın en çok satan kitaplarından biri oldu. Suna Kıraç Sözleri Sizlerle…

Suna Kıraç Sözleri ve alıntılarını sosyal medyada paylaşabilirsiniz…

Ömrümden Uzun İdeallerim Var Kitabından Sözler

İsraftan kaçınırım. Çeşmenin suyunun her zaman ayni şekilde akmayacağını düşünerek hareket ederim.

Ekonomik zorluklar aşılır, siyasi krizler çözümlenir. Ancak! Çocukları harcanmış bir toplumu yeniden onarmak mümkün değildir.

Eskiden zengin aile kızlarının çalışması hemen hemen ayıp bir şeydi. Biz bunu yırttık ve bu sorunu kaldırdık. Çocukların ticarethanelerde çalışmasını bir anane haline getirdik. Bizden sonrasını herkes takdir ediyordu. (Vehbi Koç Belgeseli)

Eleştirenlerden değil, eleştirilenlerden olun.Eleştirip sorumluluk almazsanız, sorumluluğun dışında kalıp, eleştirmeyi yeğlerseniz, beğenmediğiniz bir düzen içinde yaşamınızı sürdürmek zorunda kalırsınız.

Vehbi Koç için israf en çok sakınılması gereken bir yasaktı. Uçak yolculuklarında bile ekonomi sınıfına biniyor, neden Business Class’ta uçmadığına ilişkin sorulara ise “Uçağın arka tarafı başka yere mi gidiyor?” diye yanıt veriyordu. Suna Kıraç Sözleri devam ediyor…

Kritik bir yıldı. Dinci-irticai hareketlerin yükselişe geçtiği o günlerde Büyükerşen, islami grupların ve vakıfların eğitim yoluyla genç dimağları nasıl yönlendirdiğini vurguladı. Devletin eğitim konusunda dolduramadığı boşluğa bu grupların nasıl talip olduğunu ve laik bir toplumda bu kurumların nasıl bir tehlike yaratabileceğinin altını çizdi.

Ne olacak bu memleketin hali demekle memleketi yönetenleri kıyasıya eleştirmekle bir yere varamayız. Mutlaka bu sorunun çözümünün bir parçası olmak durumundayız. Bu da ancak örgütsel bir hareketle oluşabilir. Eğitim noksanlığı! Yaşanılan tüm olumsuzlukların kökenindeki hemen hemen başlıca neden budur. Bunun için eğitim devlete bırakılmayacak kadar önemli bir konudur. Eğitim yalnız özel sektör kuruluşlarının halledeceği bir konu da değildir.

TEV’in ilk lisansüstü bursiyerlerinden biri de Davut Ökütçü’ydü. Amerika’daki eğitimini tamamlayıp döndüğünde Vehbi Koç’a teşekkür ziyareti yapmış ve Vehbi Koç, “Siz bana teşekkür edemezsiniz, ne zaman ki; bizim size tanıdığımız imkanları iyi kullanır, eğitiminizi tamamlar, yurdunuza döner, yurdunuz için çalışır ve bir gün eliniz para tuttuğunda, siz de döner, size tanıdığımız bu imkânı sizden sonra gelecek bir Türk gencine sağlarsanız o zaman teşekkür etmiş olursunuz” demişti.

Vehbi Koç halktan biri gibi yaşamak konusunda ısrarcıydı. Bu ısrarı kimi zaman ev yaşamında çalışanları için külfete dönüşüyordu. Örneğin, yazlık eve taşınırken, kışlık evdeki buzdolabı da taşınıyordu. Bu durumdan haberdar olan Atılım A. Ş’nin Genel Müdürü Cengiz Solakoğlu’ nun bir buzdolabını kışlık evine göndermesi üzerine Vehbi Koç telefon açarak, “Sen benim yaşamıma niçin karışıyorsun,” diye çıkışmıştı. Solakoğlu`nun yanıtı iş adamı Koç`u ikna edecek bir gerekçeye dayanıyordu. Solakoğlu, “Kışlık evinizdeki buzdolabını yazlığınıza taşıdığınız duyulursa, biz yazlıkçılara nasıl buzdolabı satarız,” deyince Vehbi Koç gülerek telefonu kapatmıştı.

Önerilen İçerik;

Şunlarda Hoşunuza Gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.