Süleyman Nazif Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

Süleyman Nazif kimdir? Süleyman Nazif Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri, Süleyman Nazif Şiirleri, Süleyman Nazif Kara Bir Gün yazısı, Süleyman Nazif  Hayatı Edebi Kişiliği ve Eserleri, Süleyman Nazif Hangi Akım, Süleyman Nazif Hangi Dönem hakkında bilgileri bir araya getirdik. İşte Süleyman Nazif Hayatı, Ebebi Kişiliği ve Eserleri:

Süleyman Nazif Biyografisi

Süleyman Nazif, 1870 yılında Diyarbakır’da doğmuştur. II, Meşrutiyet döneminin ünlü yazar ve şairlerinden olan Süleyman Nazif, aynı zamanda Mizânü’l-edeb adlı belagat kitabının ve Mir’atü’l-iber adlı on ciltlik tarihin yazarı Mehmed Said Paşa’nın oğlu ve şair Faik Ali Ozansoy’un ağabeyidir. Dedesi İbrahim Cehdi de tanınmış ediplerdendir. Yani her anlamda kültür düzeyi yüksek bir ortamda yetişmiştir. Süleyman Nazif’in ailesi çok sayıda devlet adamı, şair ve âlim yetiştirmiş önemli bir ailedir. Süleyman Nazif, küçük yaşta özel öğrenim görmüş, Arapça, Farsça ve Fransızca öğrenmiştir.

Jöntürkler’e katılılarak istibdatla olan mücadele gayesiyle 1897 yılında Paris’e kaçmış ve orada sekiz ay kalmıştır. Bu dönemde Paris’te Jöntürkler’in yayın organlarından biri olan Meşveret gazetesinde eleştirel yazılar yayımladı. 1897’de bu hareketten ayrılarak İstanbul’a döndükten sonra Abdülhamid, onu vilayet mektupçusu olarak görevlendirmiştir. Süleyman Nazif, bu görevi nedeniyle 1897-1908 yılları arasında Bursa’da ikamet etmiştir. Bu dönemde Servet-i Fünun dergisinde bu edebi topluluğun anlayışına uygun sone ağırlıklı şiirler yayımlamaya devam etmiştir.

Meşrutiyet’in ilanından sonra Konya’ya görevlendirilince İstifa ederek İstanbul’a geldi ve gazetecilik faaliyetlerine devam etti. Fakat eleştirel yazıları dolayısıyla merkezden uzaklaştırılarak 1909’da Basra, 1910’da Kastamonu, 1911’de Trabzon, 1913’te Musul ve 1914’te Bağdat valiliklerine gönderildi. Son görev yeri olan Bağdat’ta 6 ay valilik yaptıktan sonra 1915’te İstanbul’a gelip bundan sonra devlet görevinde çalışmadı ve yeniden gazeteciliğe döndü. Hadisât gazetesini Cenap Şehabettin ile birlikte çıkarmaya başladı.

Süleyman Nazif Kara Bir Gün 

Millî Mücadele’de Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurulmasında etkili oldu. Süleyman Nazif, Mondros Mütarekesi’nin yapılmasının ardından İstanbul’un İtilaf devletlerince işgal edilmesinin hemen ertesi günü Hadisât gazetesinde ünlü “Kara Bir Gün” adlı makalesini yayımlamıştır. Makale nedeniyle İngilizler tarafından yakalanarak sürgüne uğrayan yazar, Malta’da sürgünde yaklaşık iki yıl kaldı. Yeniden İstanbul’a geldikten sonra bir süre daha gazetelerde çalışmaya devam etti. Süleyman Nazif, zatürre hastalığı nedeniyle 4 Ocak 1927 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. Mezarı Edirnekapı mezarlığındadır.

Sanat yaşamına Sevet-i Fünun çizgisine başlamış olan Süleyman Nazif, ferdi duygulanımlara, aşk ve tabiat konularına ağırlık verdiği ilk döneminden sonra millî meselelere yakınlık duymaya başlamış ve özellikle II. Meşrutiyet’i takip eden yıllarda toplumcu bir sanat anlayışına doğru ilerlemiştir. Milli Mücade döneminde duruşunu sürdürmüş ve bir öncü niteliği kazanmıştır. Namık Kemal’in etkisinin kendini belli ettiği bir dil ve edebi anlayış geliştirmiştir.

Yalnızca şiirleriyle değil, yayımladığı makaleleri ve eleştirileri ile de kendinden sıkça söz ettirmiş olan Süleyman Nazif’in dil, üslup ve hitabet ustalığı her dönemde takdir görmüştür.
Geniş bir sahada kaleme aldığı eserleri Süleyman Nazif’in bilgi, birikim ve edipliğinin derecesini göstermeleri açısından oldukça önemlidir.

Süleyman Nazif Bütün Eserleri

Gizli Figanlar (1906)-şiir
Firak-ı Irâk (1918)-şiir-düzyazı karışık
Malta Geceleri (1924)- şiir
Bahriyelilere Mektup (1897-1908)
Boş Herif (1910)
İki İttifakın Tarihçesi (1914)
Batarya ve Ateş (1917)
Mektuplar (1916)
Asitane-i Tarihte: Galiçya (1919)
Mehmet Akif (1919)
Hitabe (1920)
Tarihin Yılan Hikayesi (1922)
Lutfi Fikri Bey’e Cevap (1922)
Namık Kemal (1922)
Çal Çoban Çal (1923)
Nasırüddin Şah ve Babiler (1923)
Hazret-i İsa’ya Açık Mektup (1924)
Çalınmış Ülke (1924) Abide-i Şüheda (1925)
İki Dost (1925)
Fuzûlî (1926)
İmana Tasallut-Şapka Meselesi (1926)
Kâfir Hakikat (1926)
Yıkılan Müsessese (1927)
Victor Hugo’nun Bir Mektubu (1908)-tercüme
Lübnan Kasrının Sahibesi (1926)-tercüme
Külliyat-ı Ziya Paşa (1924)-derleme

Süleyman Nazif Şiirleri

Diyâr-ı Fuzûlî

Bugün, Fuzûlî, mesâîb-penâh olan türben,

Gumûm içinde, eminim- ki ağkyor bizsiz;

O bî-nevâ-yı firâkız ki mesken ü medfen

Vatan da olsa garibiz.. yetîm-i târihiz!..

Görüşmedimse de aslâ mezâr-ı zarınla,

Revân-ı pâkini gördüm, gezerdi her yerde;

Evet Fuzûlî, senin rûh-ı nâlekârınla

Zamân zamân dolaşırdım o öksüz illerde!. .

Seninle ben dolaşırken görür ve ağlardım

O münkesir vatanın haşrolan sefaletini;

Sükût ederdi ölürken de öyle anlardım

Ki havf-ı âr ile gizlerdi her mezelletini.

Mehâsininde nümâyân melâl-i hüsranı,

Gelindi sanki, o bir girye-zâr-ı hicrânda;

Cihâna ömr akıdırken zavallı pistânı

Kanar dururdu mülevves dehân-ı küfrânda!. .

 

Yâr-ı Nâim

Ne o çehrende ân be ân kararan ?..

Beni korkuttu gördüğün rü’yâ!..

O karanlık, ölümlü uykundan,

Söyle Bağdâd, uyanmadın mı daha?..

Ufk ağarmış, güneş doğar, belki

Yine her yer şükûfe-zâra döner;

Bu huzûzât içinde akşamki

Elem-i müştail de belki söner!..

Ben eminim, bu mâtemî firkat

Geçecektir.. Yine (Behişt-âbâd)

Olacaksın… eminim., âh fakat!..

Yar ü ağyâr önünde ey Bağdâd.

Hasm-ı âmâle, düşmen-i hisse

Çiğnetüb durma hurmalıklarını,

Adelâtın takallüs eylemese,

Duymasam gizli hıçkırıklarını.

Seni ölmüş.. ve büsbütün ölmüş

Sanarak münkesir, harâb olurum;

Bizi de öldürür diğer bir ölüş,

Yani senden müebbeden mahrûm

Yaşamak en fecî ölümlerden

Daha dehşetli bir musibet olur…

istemem ben ilâh-ı ekberden

Böyle bir ömr-i kâhir u makhûr!..

(Ben eminim!..) demiştim, âh fakat!..

Bazan aylar geçer de hep mahmûm,

Kalırım bir tarafta bî-tâkat. .

Seni gördükçe böyle korkuyorum!.

(Uyanırsın!..) dedim, fakat heyhât!..

Ka’rı mahşer kadar derin uyku,

Çırpınır çehresinde zıll-ı memât,

Sanki hemşîre-i eceldir bu!..

Eyvah! 

Revân-ı pâk-j Muhammed semâda giryândır,

Muhalledâtmı islâm’ın ettiler tahrif:

îmâm-ı A’zam’ın âfâk-ı ictihâdında

Eder mücâdele nâkûs ile ezân-ı şerif!..

Hüseyn-i Mazlûma

Ser-i mübârekin ey kurre-i dü çeşm-i Resûl,

Şehâdetinde senin ten cüdâ olup gitti;

Bugün de, tâli-i İslâm’a bak ki, meşhedini

Verüp adûya yetîm-i vatan cüdâ etti.

 

Siz de Süleyman Nazif Hayatı Edebi Kişiliği ve Eserleri haberimize yorumlarınızla katıkıda bulunabilirsiniz.

Şunlarda Hoşunuza Gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.