Nurdan Gürbilek Sözleri, Alıntıları

Bu sayfada Nurdan Gürbilek Sözleri, Alıntıları, En Güzel Sözleri, Nurdan Gürbilek Özlü Sözler ve Nurdan Gürbilek Kimdir? yer almaktadır. Sizde Nurdan Gürbilek ile ilgili  düşüncelerinizi veya sözlerinizi sayfamızda paylaşmanız için aşağıda bulunan yorum bölümünü kullanabilirsiniz…

Nurdan Gürbilek Sözleri

İşçilerin kaderi tüm toplumun kaderidir. (Vitrinde Yaşamak)

İnsanların kutsal saydığı şeyi kim yıkmaya cüret ederse yasa koyucu olur. (Sessizin Payı)

Sanatçılar insan ruhunun doktorlarıdır. Delirtmek de iyileştirmek de onların elindedir. (Vitrinde Yaşamak)

Ama bir ülkede kötülük hâkim olabiliyorsa eğer, bu cani ruhlu insanların sayısı artığı için değil, kötülük sıradanlaştığı içindir. (Sessizin Payı)

Romanın önemi, başkasının kaderini belki de öğretici bir biçimde bize sunmasında değildir. (Yer Değiştiren Gölge)

Bir sözcüğe ne kadar yakından bakarsanız, o kadar uzaktan dönüp bakacaktır size… (Yer Değiştiren Gölge)

Halk oylaması Türkiye’de, politikacıların birbirlerine ve halka yap­tıkları bir jestten daha fazla bir anlam taşımıyor. (Vitrinde Yaşamak)

Daimî ıstırap içinde olanların da işkence görenler kadar haykırmaya hakkı vardır. (Sessizin Payı)

Milyonlarca insanın yüce idealler uğruna düpedüz cinayet işlediği bir dünyada kim adaletten söz edebilir? (Sessizin Payı)

Öyleyse okumak, metinle aramızda bağ kurmak kadar, metinle aramızdaki aşılmaz mesafeyi anlamlandırmaktır da aynı zamanda. (Yer Değiştiren Gölge)

Yüzümüzü geçmişe dönmek, onun yüzünün bize dönmesi anlamına gelmeyebilir. (Yer Değiştiren Gölge)

Bir doğa var karşımızda. Baktıkça baktıkça bizi ürkütmeye başlayan bir doğa; bütün karışıklığı, karanlığı, besleyiciliği, öldürücülüğü ile. (Yer Değiştiren Gölge)

Yabancısı olduğu şeylere bakmanın, zamanla büyük şehir insanının can sıkıntısını gideren bir oyuna dönüştüğünü söylemek de mümkün. (Vitrinde Yaşamak)

Düşündüğüm bir şey daha var: Sevmenin simgesel olarak da gerçek olarak da yemekten başka bir anlama gelmediği… (Yer Değiştiren Gölge)

Geçip giden zaman genellikle erkek, geçmişse kadındır Tanpınar’da. Erkek unutkan; kadın biriken, biriktiren, “velût” ve “yekpare” zaman. (Yer Değiştiren Gölge)

Bazen insana ancak neyin yanlış̧ olduğunu söylemek düşüyor. Doğrular varlıklarını ancak yanlışlarla birlikte, yanlışların içinde sürdürebiliyor. (Vitrinde Yaşamak)

Bizde en çok sıkıntı uyandıran anlar yalnız olduğumuz anlardan çok, başkalarının yanında kendimizi yalnız hissettiğimiz anlar değil mi? (Ev Ödevi)

Doğru hayat gerçekten mümkün mü, yoksa ‘yanlış hayat, doğru yaşanamaz ‘iddiasıyla mı yetineceğiz? (Sessizin Payı)

Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! (Mağdurun Dili)

Öyle bir kapı olmalı ki çalınca, insana hiçbir şey sormadan açsalar: kapının ortasındaki küçük pencereden bakıp da kim o demeseler. Sonra hemen içeri alsalar beni. (Mağdurun Dili)

Her çocuk er geç aynı şeyi yaşar: Bir zaman gelir, onun için ev olmaktan çıkar ev. Ne erken çocuklukta olduğu gibi keşfedilecek bir dıştır artık, ne de dış dünyaya karşı sığınılacak bir iç. (Ev Ödevi)

Sınıfsız ve tarihsiz olmanın belirlediği bir konumda görüyor kendini lumpen: Ne o ne öteki. Türk lümpeni hem kırsal kültürü hem kentsel kültürü hem Doğu kültürünü hem Batı kültürünü olumsuzluyor. Onun yaşam ve kimlik imajını belirleyen bağıntı budur: Ne o ne öteki. (Vitrinde Yaşamak)

İroni, birçok bakımdan hicivden farklıdır. Hicvin tersine ironide bir doğruluk, bir haklılık zemini yoktur. İroni tam da alay edenin hakikati temsil etmediğine inandığı, doğruyla yanlışı ayıracak zeminin kayganlaştığı an başlar. (Yer Değiştiren Gölge)

Öykü dinleyicisinden, şiir okurundan ya da tiyatro izleyicisinden farklı olarak roman okurunun okurların en yalnızı olduğu söylenmiştir. Şunu da eklemek gerekir: Tam da bu yüzden aynı zamanda okurların en rahatıdır roman okuru. Kendi rahatlığıyla, kendi orta sınıf yaşantısıyla roman kahramanının kötü yazgısı, tutunamamışlığı arasındaki çelişkiyi genellikle pek kaydetmez. Odasına çekilmiş ya da koltuğuna gömülmüş romanını tüketirken, hatta kitabın kapağını kapattıktan çok sonra da kahramanını hep en radikal anında hatırlamak, onu hep evden kaçtığı noktada tutmak isteyecek, o imgeyi sahiplenecektir. (Ev Ödevi)

Nurdan Gürbilek Kimdir?

Nurdan Gürbilek Boğaziçi Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi ve aynı bölümde master yaptı. Akıntıya KarşıZeminDefter ve Virgül dergilerinde yazdı. İlk kitabı Vitrinde Yaşamak‘ta 80’li yılların Türkiyesi’ndeki kültürel değişimi konu alır. Kitaplarında Türkçe edebiyat ürünlerini, Türkiye’nin yakın tarihinde öne çıkmış kültürel imgeleri, Türkçe edebiyata yön veren endişeleri, edebiyatın mağdurluk, incinmişlik ve dışlanmışlık hissiyle ilişkisini, ve yazarın özgünlük kaygısını inceledi.

Edebiyat eleştirisinin toplumu anlamakta ne kadar önemli bir alan olduğunu kanıtlayan özgün bir eleştirel üslup geliştirdi. Metis Seçkileri dizisi için Walter Benjamin’in yazılarından Son Bakışta Aşk derlemesini hazırlamıştır. İki kitabında, Vitrinde Yaşamak ve Kötü Çocuk Türk‘te yer alan denemelerinden yapılan bir derleme İngilizcede The New Cultural Climate in Turkey: Living in a Shop Window (Zed, 2010) başlığıyla yayımlandı. Eserlerinin edebiyatın bütününe deneme penceresinden bakan sorgulayıcı bakış açısı nedeniyle 2010 yılı Erdal Öz Edebiyat Ödülünü, Benden Önce Bir Başkası kitabıyla da 2011 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülünü kazanmıştır.

Kitapları
Vitrinde Yaşamak, 1992
Yer Değiştiren Gölge, 1995
Ev Ödevi, 1999
Kötü Çocuk Türk, 2001
Kör Ayna, Kayıp Şark, 2004
Mağdurun Dili, 2008
Benden Önce Bir Başkası, 2011
Sessizin Payı, 2015

Bunları Biliyor Muydunuz?

! Ünlü Hikayeci Ömer Seyfettin’in 36 yaşında şeker hastalığından vefat ettiğini,

! Cenazesini almaya kimse gelmediği için cesedinin kadavra olarak kullanıldığını,

! Yaşamının büyük bir bölümünü Asker olarak geçirdiğini, hatta yunanlılara esir düştüğünü,

! Sanatçı kişiliği dolayısıyla Askerlikten iki defa istifa ettiğini ve edebi hayata yöneldiğini,

! Mahmut Baba haziresine defnedilen cenazesinin 19 yıl sonra üzerinden yol geçeceği gerekçesiyle 1939’da Zincirli Kuyu Mezarlığına nakledildiğini,

Şunlarda Hoşunuza Gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.