Mustafa Tahralı Kimdir? Mustafa Tahralı Sözleri

Bu sayfada Prof.Dr. Mustafa Tahralı Kimdir? Mustafa Tahralı Eserleri, Mustafa Tahralı Makaleleri, Mustafa Tahralı Sözleri, Mustafa Tahralı Alıntıları Yer Almaktadır.

Mustafa Tahralı Sözleri

Mistiklerde ıstırap bir nevî itiyât hâline gelmiştir ve bu hâl mistisizmde büyük ehemmiyet arz eder. Tasavvufta ıstırabın hiçbir ehemmiyeti yoktur! (Çağ ve Hakikat)

Tasavvufta her konuda bir hiyerarşi vardır! Her salik sahip olduğu manevi bilgi ve dereceye göre bir yer işgal eder. Mistisizmde böyle bir hiyerarşi yoktur… (Çağ ve Hakikat)

Tasavvufta tarikatlar tarafından tespit edilmiş belli bir ezkâr ve evrâd bulunması onu mistisizmden ayıran temel farklardan biridir. Bazı ibadetler olsa da mistisizmde bu tarz ritüeller yoktur… (Çağ ve Hakikat)

Tasavvufta her tarikatın hususi bir “teknik”i, yani adab ve usûlü vardır… Tarikata girecek kişiler de bunlara göre belirlenir. Herkes kendi meşrebine uygun bir tarik bulmak zorundadır.
Buna benzer bir uygulama mistisizmde yoktur… (Çağ ve Hakikat)

Tasavvufta intisap birbirini takip eden üç aşamada gerçekleşir. İstidat, manevi feyzin verilmesi, şeyh, zikir ve riyazet gibi yardımcı unsurlar… Mistisizmde böyle bir kademe yoktur istidat tek başına yeterlidir! (Çağ ve Hakikat)

Tasavvufta insanın kendi kendine bir tarikata intisap etmesi imkânsızdır! Sülûk ancak bir şeyh vasıtasıyla başlar… Tarikata intisap ayrıca tasavvufun ilk şartıdır. Kişinin niyetinin halis olmasının yanında kabul edilmiş olması da gerekir. Mistisizmde ise ne şeyh ne de intisap edilecek nizami bir tarikat vardır. Bu sebeple gerçek mistisizmi sahtesinden ayırt etmek de imkânsızdır… (Çağ ve Hakikat)

Tasavvufta doktrin ve şifahi bir öğretim vardır ve bunlar müride şeyh vasıtasıyla verilir (sohbet-muhabbet). Şeyh, mürşittir, yol göstericidir ve müridin manevi gelişmesini kontrol eder. Ama çalışmayı mürit yapar. Neticeyi de kendi çabasıyla elde eder. Mistisizmde ise mürşit tarafından verilen doktriner bir eğitim yoktur. Bu sebeple terbiye edici ve geliştirici bir eğitim de söz konusu değildir… (Çağ ve Hakikat)

Mistikler bazı ibadet ve dualarla, İslam tasavvufundaki tabirle, ancak “ilme’l-yakîn” derecesine yükselebilirler. Oysa tasavvuf ehli gayretleriyle “ayne’l-yakîn” derecesini de geçerek “Hakka’l-yakîn”e yükselebilir. Mistikler gaye olarak daima selameti, yani cennete girebilmeyi hedef alırlar. Tasavvuf ehli için gaye vuslattır. (Çağ ve Hakikat)

Her tasavvufî çalışma özü itibariyle derûnîdir, yani içe dönüktür. Mistik hâller ise bunun aksine kendinden çıkış ile alâkalıdır. Tasavvufî hâl ve makamlar, mistik hâller gibi niçin ve nasıl olduğu bilinmeksizin ulaşılan durumlar değildir! Bilakis müspet ilmi kanunlara ve sağlam teknik kaidelere dayanmaktadırlar… (Çağ ve Hakikat)

Mistisizmi karakterize eden iki şey vardır: pasiflik ve metot yokluğu. Mistisizm pasif, tasavvuf aktiftir. Mistisizmde kişi kendine gelen şeyi (keşf ve ilham) sadece kabul etmek durumundadır. Herhangi bir çalışmaya veya gayrete ihtiyaç yoktur. Kişinin mistik olması için istidat yeterlidir. Tasavvufi tarikte ise her şeyin tahkik ve tahakkuku için teşebbüs ve gayret şarttır. İstidat tek başına yeterli değildir. Bu ferdin kendi imkânlarını aşmak hududuna kadar ulaşır. Mistisizmdeki metot yoksunluğu da onu tasavvuftan ayırır. Kişi için asıl tehlike de buradadır Guénon’a göre. İnsanın bu tesirler arasında bir tefrik yapabileceği doktriner bir hazırlığı ve bilgisi yoktur… (Çağ ve Hakikat)

İslâm dünyasında düşülen yanlışlardan birinin, oryantalist literatürün etkisi ve belki de tahakkümüyle, kendi dünyamızı Batılı kavramlarla açıklamak olduğunu vurguluyor Guénon. Tasavvuf kelimesi de bu kıyımdan payını alan kavramlardan biri: “İngiliz oryantalist Reynold A. Nicholson’un (ö. 1945) tasavvuf kelimesini mistisizm ile tercüme etmesinden itibaren Batı’da İslâm tasavvufu özü itibariyle mistik bir şey olarak ele alınmıştır.” Oysa, “Malûm olduğu üzere her dil onu konuşan halkın zihniyetine adapte olmaktadır.” diyen Guénon’a göre tasavvufun mistisizm ile uzlaşmasına imkân yoktur. Üstelik mistisizm hususiyetleri itibariyle tamamen Batı’ya ve Hıristiyanlığa aittir… (Çağ ve Hakikat)

Modern dünyada hakîkî bir hiyerarşi mefhumu mevcut mudur? Hiçbir kimse ve hiçbir şey bulunması gereken yerde değildir. İnsanlar manevi sahada hiçbir fiilî otorite ve siyasi sahada da hiçbir meşrû iktidar tanımamaktadırlar. Profan kimseler/dünya ehli kimseler mukaddes şeyler üzerinde münakaşa etmekte, onların mukaddeslik vasfına hattâ varlığına îtiraz etmektedir. Bu şu demektir: Aşağı derecede olan üstün/yüksek mertebede olan hakkında hüküm vermekte, cehalet hikmete hudut çizmekte, sınır empoze etmekte, hata/yanlış hakikatin üstüne çıkmakta, beşerî olan ilâhî olanın yerine geçmekte, arz semâya galip gelmekte, fert kendini her şeyin ölçüsü kılmakta ve kendi izâfî ve âciz aklından çekip çıkardığı kanunları kâinata dikte etmek iddiasında bulunmaktadır. (Çağ ve Hakikat)

Prof. Dr. Mustafa Tahralı Kimdir?

1943 yılında Konya’da doğdu. 1961’de Konya İmam Hatip Okulu’ndan,1961-1962 yılında son sınıf bitirme sınavına girip Konya Erkek Lisesi’nden ve 1966’da Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Nisan 1967 târihinde, Millî Eğitim Bakanlığı’nın burslu öğrencisi olarak Paris’e doktora yapmaya gitti. 1969 – 1970 ders yılında Tunus’ta Burgiba Enstitüsü ve İlâhiyat Fakültesi’nde Arapça derslerine devam etti. Haziran 1973 târihinde Paris – Sorbonne III. Üniversitesinde hazırladığı Ahmed el Rifâ’î , Sa Vie, Son Oeuvre et Sa Tarîqa ( Ahmed er- Rifâî , Hayâtı ,Eserleri ve Tarîkatı ) konulu doktora tezini tamamlayıp yurda döndü. Kasım 1973 târihinde İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’ne Tasavvuf Târihi ve İslâmî Türk Edebiyatı öğretmeni olarak tâyin edildi. 1982 de İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü, Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’ne dönüştürülünce Tasavvuf Târihi Bilim Dalı Öğretim üyesi, 1987 de doçent ve 1993 de profesör oldu. 2006 yılı sonuna kadar Tasavvuf Anabilim Dalı Başkanlığını yürüttü. 1 Ocak 2010 tarihinde yaş haddinden emekli oldu.

Eserleri

Ahmad al-Rifâ’î, Sa Vie, Son Oeuvre et Sa Tarîqa (Ahmed er-Rifâî Hayâtı, Eserleri ve Tarîkatı), Paris-Sorbonne III, 1973.
Türk Mûsıkîsi Klasikleri İlâhiler I-IX (haz. Yusuf Ömürlü), İstanbul: Kubbealtı, 1979-1996, (Güftelerin okunup yayıma hazırlanması).
Ahmed Avni Konuk, Fusûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi I-IV (Dr. Selçuk Eraydın ile birlikte), İstanbul: MİFAV, 1987-1992.
Ahmed Avni Konuk, Tedbîrât-ı İlâhiyye Tercüme ve Şerhi, İstanbul: İz, 1992.
İslâmî Türk Edebiyatında Şekil ve Nevi’lere Giriş (Doç. Dr. N. Pekolcay, Yrd. Doç. Dr. S. Eraydın, Doç. Dr. M. Uzun, Doç. Dr. M. Hüsrev Subaşı ile birlikte), İstanbul: Kitabevi, 1994.
Kemâl Edip Kürkçüoğlu, Osman Şems Efendi Dîvân’ından Seçmeler, İstanbul: Kubbealtı, 1996. (Bu eser müellifin notlarını da ihtiva eden daktilo nüshadan hareketle yayıma hazırlanmıştır.)
Ahmed Avni Konuk, Mesnevî-i Şerîf Şerhi (Prof. Dr. O. Türer, Prof. Dr. M. Demirci, Prof. Dr. D. Gürer, Doç. Dr. N. Tosun, Doç. Dr. N. Tosun, Doç. Dr. S. Arpaguş, Dr. S. Gökbulut ile birlikte), I-XIII, İstanbul: Kitabevi, 2004-2009
Ken’ân er-Rıfâî, Ebu’l-Alemeyn Seyyid Ahmed er-Rifâî, İstanbul: Cenân Kültür, Eğitim ve Sağlık Vakfı İktisâdî İşletmesi, 2008.
Kadim Mânânın Rüzgârıyle, İstanbul: Hülbe Yayınları, 2013.

Makaleler

“Fusûsu’l-Hikem Şerhi ve Vahdet-i Vücûd ile Alâkalı Bâzı Mes’eleler”, (Ahmed Avni Konuk Fusûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi içinde), İstanbul: MİFAV, 1987, c.I, s. 29-62.
“Fusûsu’l-Hikem’de Tezadlı İfâdeler ve Vahdet-i Vücûd”, (Ahmed Avni Konuk Fusûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi içinde), İstanbul: MİFAV, 1989, c.II, s.9-38.
“Vahdet-i Vücûd ve Gölge Varlık”, (Ahmed Avni Konuk Fusûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi İçinde), İstanbul: MİFAV, 1990, c. III, s. 9-63.
“İbn Arabî’de Bir Hadîs-i Kudsî’nin Yorumu”, (İbn Arabî, Nûrlar Hazînesi içinde, çev. Mehmet Demirci), İstanbul: İz, 1990, s. 11-42.
“Ayn ve Ayniyet”, (Ahmed Avni Konuk Fusûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi içinde), İstanbul: MİFAV, 1992, c.IV, s. 9-26.
“İbn Arabî’nin Tedbîrât-ı İlâhiyye Tercüme ve Şerhini Takdim”, (Ahmed Avni Konuk, Tedbîrât-ı İlâhiyye Tercüme ve Şerhi içinde), İstanbul: İz, 1992, s. IX-XXX.
“Seyyid Ahmed er-Rifâî Ve Rifâiyye Tarîkatı”, (Dr. Selçuk Eraydın, Tasavvuf ve Tarîkatler içinde), İstanbul: MİFAV, 1994, S. 439-449.
“Takdim”, (Ahmed Avni Konuk, Mesnevî-i Şerîf Şerhi içinde), İstanbul: Kitabevi, 2004, c.I, s. 13-27.
“Sunuş” (güftelerin kontrol ve tashîhi), Yusuf Ömürlü, Rahmet Peygamberine İlâhîler, İstanbul: Türkkad, 2007, s. I-III.

Prof.Dr. Mustafa Tahralı’nın ayrıca Tasavvuf ve İbn Arabî ile ilgili makaleri ve bâzı uluslar arası ve ulusal bilimsel toplantılarda sunduğu bildirileri de yayımlanmış ve İslam Ansiklopedisi başta olmak üzere bir çok yayının hazırlanmasında görev almıştır.

Bunlarda Hoşunuza Gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.