İbrahim Tenekeci Sözleri, Alıntıları, Şiirleri

Sayfamızda İbrahim Tenekeci Sözleri, Kitaplarından Alıntılar ve Şiirleri yer almaktadır.

İbrahim Tenekeci Şiirleri

İbrahim Tenekeci Şiirleri

İbrahim Tenekeci 2020 yılında düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü almaya hak kazanmıştır. Bir çok eseri bulunan İbrahim Tenekeci Kastamonu İli Taşköprü İlçesinde Dünyaya Gelmiştir. Genellikle şiir ve deneme üzerine yazmıştır.

İbrahim Tenekeci Sözleri


Manşet Söz: İyilik yaptığımız insanların fenalıklarından korunmak için harcadığımız çaba, hayatın en dokunaklı anları olarak ruhumuza yansıyor. İbrahim Tenekeci


İncinsen de incitme.

Nur içinde yatsın kırık heves.

Herkes mahcuptur kalbine karşı.

Kendimize geldik. O zaman gidelim.

Dünya gözüyle neyi görebilir ki insan.

Dünya küçüktür demişlerdi, nerdesin.

Gözlerim terledi yolunu gözlemekten…

Biliyorsun Rabbim, bilmiyorum kendimi.

Aklınız neredeyse, ahlakınız da oradadır.

Değmiyor bazen uğruna yorulduklarımız…

Evin sade, cümlenin yalın olanı makbuldür.

İnsanlar, neşeliyken doğru karar vermezler.

Mevsim kış, hava soğuk, güvercinler üşüyor…

Sorun şu ki; Dünya, haftanın yedi günü de açık.

Yaramız varsa, yarımız başka yerde kalmıştır…

Tutundum ellerime, işte; Söze daldım, şiire…

Kalp kalbi çekermiş. Aramadan da bulurmuş…

Ben ahlakın beğendim / Cemalinde gözüm yok.

Yanlışın en ağır olanı, -doğru- insana yapılandır.

Çıkmazdım hiç aşkın sözünden, Şehre gelmeden…

En kıymetli yolculuk, insanın kendine yönelmesidir.

Yorgunum Ziyadesiyle … Sana Tutunuyorum Allah’ım.

Hayat, ölecek olanların ölenlere ağlamasından ibarettir.

Dinliyorum, insanları da: Hep aynı şeyleri konuşuyorlar…

Müsaitsen şayet; seninle biraz ‘kavuşmaya’ ihtiyacım var…

Her şeyin çaresi vardır, fakat insan bozuldu mu çaresi yoktur.

Elde var bir gibiyim şu sıralar. Kendime gitmeyi öğretiyorum…

Zaman değil de insan geçiyor gibi. Evvela hevesi, sonra kendisi…

Huzur denen o mübarek kumaşın İhtiyacım var her bir Santimine.

Kaçan gol kadar üzülmedik değil mi? Ölürken o güzel çocuklar Afrika’da.

Tanımak hayal kırıklığı. Ne demiş şair: “Fazla yakınlığın getirdiği uzaklıktayız.”

Bu dünyadaki en hassas terazi, insanın içidir. Yaptığınız iş, içinize siniyor mu?

Ömür geçip gidiyor bari uğrasa bize. Uğrasa da kurtulsak yürüyen mezarlıktan…

Sözümüz meclisten dışarı’ diye diye, meclistekilere söz söyleyemez hale geldik.

Kadın insanı rezil de etmez vezir de sen ne olmak istersen sana yardımcı olur sadece…

Allah’a bizleri ölümle tedavi ettiği için şükretmeliyiz. Yoksa hepimiz hırs kanseri olurduk.

İnci ve kıymetli taşın değerini herkes bilebilir, fakat insanın değerini ancak insan olan bilir.

Buruk bir ömrü yaşasa da bedenim. Mutluyum, çünkü hâlâ kılıçtan. Utanan bir boynum var.


İlginizi Çekebilir…Savaş Barkçin Kimdir? Haberi İçin TIKLAYINIZ.


İbrahim Tenekeci Kitaplarından Alıntılar

Söz, insanın şerefidir.

Bir ölüm kaldı özü sözü bir…

Anlatmam derdimi dertsiz insana.

Erdemsiz bir hayat, erken ölümdür.

Bir yerden geliyoruz; üzülmekten…

Biz yoksulluğu doğuya gelin verdik.

Aşk cefa ülkesinde umudun rüyasıdır.

Yalnız sana mı küskün bu bahçenin ecesi.

Kuşlara gitmiştim… Geri dönmek bilmesem…

‘Kaçan da Allah’ı yardıma çağırır, kovalayan da…’

Nasıl bir sondur bu, kaçtıkça yaklaşan, kaçtıkça yaklaşan…

Kadim nasihattir: “Sevmen aşırı, sevmemen yıpratıcı olmasın.”

Bilinçli insan, tüketmez, istifade eder. Sonrası teşekkür ve şükür.

Bu dünyada sadece paramın değil, nazımın da geçmesini isterim.

Bütün hedefleri yok etmek, ancak hedefi olmayan insanların tek hedefidir…

Oysa bize, sözünün arkasında değil de sözünün ortasında duran insanlar lazım.

Dünya çok acı çekiyor ama kötü insanların şiddetinden değil, iyi insanların sessizliğinden.

Kırıcı olmak, kusur aramak, bulmak ve ilan etmek… Bunlar İslami ve insani özellikler midir?

Köyler temiz. İnsanlar candan. Ağaçlar cömert. Hepsini bir kelimeyle özetleyebilirim: Bereket.

Bir kez olsun binmedim saltanat kayığına. Ömrüm boyunca. Heyelan bölgesinde yaşadım sanki.

Yağmurda koşan bir çocuk olsam. Vedalaşır gibi bilgileriyle. Kendinden mahrum kalır mı insan? Kalsam

Artık her insanın son kullanma tarihi var. Çünkü karşımızdakine insan olarak değil, imkân olarak bakıyoruz.

Yarım günlük mezarlık gezintimden çıkardığım sonuç: Ayakta yolcu kabul etmiyorlar illâ yatmanız gerekiyor.

Dinle, ruhumun yatışmasını bekleyemem, gitmeliyim ve giderken, bakmamalıyım gözlerine hayat denen fakirin.

Her fırsatta söylüyorum, yine söyleyeyim: Bir insana hak ettiğinden daha fazla değer verirseniz, o insan önce sizi tanımaz.

Popüler kültür, bize hızlı olmayı öğretiyor. İyi olan değil, hızlı olan kazansın: hızlı koşan, hızlı ihanet eden, hızlı ayak uyduran…

Ne giysem yakışmıyor uçurumlardan başka. Dağıtamıyor hiçbir güneş ruhumdaki sisi. Ve ben hâlâ yarın güzeldir diyorum, kalmasa da albenisi…

Sende kendime ait bir şeyler buluyorum. Bir resim, gizemli bir gülüş, naz, kapris, güzellik. Hayır, bunlar sen değilsin. Sen bu değilsin. Farklı bir şey.

İbrahim Tenekeci Şiirleri

Berhayat

İnsanı yerinden eden gözlerin
Suların serin, toprağın haklı
Kusursuz kuşlar, çayırlar ve tay
Anlatma, inanmazlar – hep öyledirler
Ölmekten dönerler her akşam eve
Ekmeği bilirler, bilmezler buğday
Yukardan bakarlar, dünyadan sana
Sakın sırrını deme onlara
Düzlükte garipsin, dağlarda pırnal
Bulmuşsun fakat yeniden ara.

Yanık Jandarma

Şimdi ben öksüz bir kitabeyim bir mezarın başında
bana çarpıp geçiyor günün kambur kuşları
uğulduyor kalbim, nasıl da uğulduyor sanki bir arı kovanı
ve dilsiz bir alfabe yürüyor dudaklarıma
dilsiz bir alfabe, ilk harfi bıçak olan
bir deniz düşün yükseliyor durmadan.

Şimdi ben öksüz bir kitabeyim bir mezarın başında
beni hatırla kalbim o günlerin hatrına
hatırla ki o mavi yatağın boş kalmasın
çünkü tırpanla everirler bir başağın boynunu
utanılacak bir şeydir dört ablayla büyümek
iyi bilir çocuklar bu tufanın sonunu
hatırla ki o baykuş ardından ağlamasın

Giderken Söylenmiştir

Bu kadar mezarın arasında ne büyür
ey ölüm gel otur şuraya ve düşün

Sözcük yapımında kullanılan
bir şeydir senin gülüşün
herkes güzeldir sustuğu kadar
sen de güzelsin bu mümkün

Ne kaldı geriye aslına uygun olan
tutumlu güneş girişken gün
gibi sen kaldın eli ekmek tutan
bir bahçe kadar düzgün

Kar Yağarken Pencere

Dilinin ucunda ne varsa insanın
işte ben ona inandım.
yavru bir kuşun daha ilk denemesinde
tutunmaya çalışması gibi göğe
ne bulduysam abandım
ve uça uça
karasular indi kanatlarıma

Oysa bütün insanlar eşittir direksiyon başında
ama biri var ki şimdi yok aramızda
huzur yazıp da bulamayan tanpınar
inleyip duruyor narmanlı handa

Dünya tuhaf değil mi
kızarmış ekmeğe tereyağ sürer gibi
çocuklar yetiştiriyoruz ölmesi için.
bir istek ki dövüp duruyor bizi
oynaşıp duruyor bizi
oynaşıp duruyoruz kapkaranlık sularda
kirletmek için o bembeyaz gömleği

Düş ve Dua

Yağmura, nisana ve yaşıma aldanıp
uçurumları kıyı sanarak
ve dağlar erişilmeyince acı verir
sözünü unutarak
Kaf dağına gitmek istedim

ırmak inadıyla yürüdüm uzaklara
bir derviş olup yürüdüm uzaklara

Sayfamızın sonuna geldik. İbrahim Tenekeci Sözleri, Alıntıları ve Şiirleri hakkında sizde sayfamıza yorum veya söz bırakmak isterseniz hemen aşağıda bulunan bir cevap yaz bölümünden sadece adınızı yazarak katkıda bulunabilirsiniz. 

Bunlarda Hoşunuza Gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.