Hz.Hüseyin Kerbela Sözleri

Sayfamızda Hz.Hüseyin Kerbela Sözleri, Kerbela Hakkında Kısa Bilgi ve İmam Hüseyin’in Kerbela Hakkındaki Sözleri bulunmaktadır.

Kerbela Hakkında Derlediğimiz Kısa Bilgi

Kerbela Irak’ın bir şehridir. Bağdat’ın 100 km güneybatısındadır. 10 yıl önce yapılan nüfus sayımında 572.250 nüfusunun olduğu kaydedilmiştir. Müslümanlığın Şii ve Alevi Mezheplerine göre Mekke, Medine ve Neceften Sonraki en kutsal şehirdir.

Kerbela isminin kökeni ile ilgili olarak birçok kimseler tarafından karb(yakın), ala (Allah) kelimelerinden türediği belirtilmiştir.  Kerbela Hz. Ali’nin medfun olduğuna inanılan Necef’ten sonra ikinci atebedir. Bir rivayete göre Hüseyin Efendimizin şehit edildiği topraklar hiçbir zaman huzura kavuşmamıştır.

Kerbela hadisesi: Kerbela hadisesi Peygamber Efendimizin torunu Hz. Hüseyin efendimizin, oğlu ve beraberindeki 70 yareni ile birlikte yezid tarafından 10 Ekim 680 tarihinde şehit edilmesi olayıdır. Kerbela olayını kelimelerle anlatmaya denizler mürekkep olsa yetmez… Hz.Hüseyin Kerbela Sözleri

Hz.Hüseyin Kerbela Sözleri

Arafta kalmak yakışmaz söz verene.

Kıyamet günü, yalnız dünyada Allah’tan korkan kimse emniyette olabilir.

Böyle midir hürmet etmek Hz. Peygambere, hem ciğerpare-i Fâtıma, nûr-u çeşme haydere.

Makberden kaçar gibi çıkmalısın kefeninden. Öyle bir öl ki toprağın bile haberi olmasın susuzluğunun terlemesinden.

Kerbela; aşkın sonsuz teslimiyetinden alınan gücün, karanlığa biat etmeyen onurun, zulme karşı direnişin, kan gözyaşlarının çığlığı!

Allah’ım dedem Resulullah ile gönderdiğin İslam dinini Müslüman geçinenlerden koru! İslam onların dini değil geçim kaynağı olacaktır.

Allah’a isyan ederek bir şeye ulaşmak isteyen kimse, umduğundan uzaklaşarak korktuğu şeye yaklaşır.

Yaşamak için bütün alçaklıklara boyun eğen zayıf ruhlu insanları rezil edici bir ölüm bekler. Şehadeti seçme cesareti gösteremeyen kimseleri ölüm seçecektir.

Hiçlikten koptuk geldik, sanki hiç yaşamamış gibi öleceğiz ve yine hiç olacağız. Ömrümüz ölüm ile hayat arasında hiçliğin saç telinde asılıdır. Kaderimizde hiç olmak var.

Sevenin kaderinde kalem, kederi sevdiğinin kirpiği ile de yazar. Sevenin ihanete uğraması kaderinin gereğidir ancak canım dediklerinin yaşattığı ihanet acısının yanında cehennem bile hafif kalır.

Ey insanlar! Resulullah (sav) buyurmuştur ki: “Kim, Allah’ın haramını helal bilen, ahdini bozan, Resulünün sünnetine muhalif olan, kulları arasında günah ve zulüm yapan zalim bir yönetici görür de fiil ve sözüyle ona karşı çıkmazsa, Allah-u Teala onu da o zalim yöneticiyi sokacağı yere (cehenneme) sokar.

Şamiyan ben nûr-i çeşm-i Mustafa’yım öldürün. Öldürün ruh-ı Aliyyel-Mürtezayım öldürün! Cedd-i pakimdir Muhammed bab-ı zişanım Ali. Benden eyler ahz-i âsâr-ı vilayet her veli. Fikriniz yoksa eziyetse eğer Peygambere. İşte ben sıbt-ı resulü kibriyayım öldürün…

Allah’ım! Sen biliyorsun ki, bizim tarafımızdan gerçekleşen kıyam, saltanat için yarışmak ve değersiz dünya mallarından bir şeye ulaşmak için değildir. Senin dininin (öğretilerini) öğretmek, ıslahat yapmak, mazlum kullarına emniyet ve güvence kazandırmak, İslam’ın farzları ve Resulullah’ın sünnetleri ve hükümleriyle amel olunmasını www.webgundemi.com/ sağlamak içindir.

Olup bitenleri görüyorsunuz. Dünyanın rengi değişti; tamamen erdemden yoksun hale geldi. İyiliklerin tortusu kaldı yalnız. Görmüyor musunuz? Hak ve doğru, yerin altına gönderildi. Bilerek batıl işler peşine düştü insanlar. Kötü gidişi önleyecek kimse kalmadı. Zaman her müminin Allah için hakkı savunma zamanıdır. Şehit olmak istiyorum. Zalimlerle bir arada yaşamak da zulüm değil mi?

İmam Hüseyin’in Kerbela Hakkındaki Sözleri

Akıl, ancak hakka uymakla kâmil olur.

Ben Kerbelayım, ben Ali’nin gözyaşıyım, etiyim, kanıyım, canıyım.

Rüyamıza gül suyu yağdığından bu yana, gül kokar kanımız. Yağan da Muhammed’dir, kokan da.

Eğer dünya hayatı bazılarının nazarında değerli sayılıyorsa, Allah’ın mükâfat evi (cenneti) daha yüce ve daha değerlidir.

Bilin ki, insanların size olan ihtiyaçları, Allah’ın size verdiği nimetlerdendir. Öyleyse o nimetlerden bıkmayın, yoksa belaya dönüşür.

Farz olan cihatlardan biri, insanın kendisini günahtan koruması için nefsi ile cihat etmesidir. İşte bu cihat, cihatların en büyüğüdür.

Size bir ihtiyacını söyleyip el açan biri, böylece onurunu size takdim ediyor demektir; o halde siz de kendi onurunuza saygılı davranın ve onun ihtiyacını giderin.

Ya Rabbi! Kerb(gam) ve bela’dan sana sığınırım. Dedeme ve babama selam olsun. Onların bana haber verdikleri gibi işte burası konaklama yerimiz, burada kanlarımız dökülecek ve mezarlarımız burada olacak.

Bazıları Allah’tan bir şey umarak ibadet ederler; bu tacirlerin ibadetidir. Bazıları da korkarak ibadet ederler; bu da kölelerin ibadetidir. Bazıları ise Allah’a şükür olarak ibadet ederler; bu da hür insanların ibadetidir. İşte en faziletli ibadet budur.

“Allah’ım senden başka Rabbim yok., senden başka mabudum yok. Ey ölüleri dirilten ve herkesin amelinin karşılığını veren Rabbim, hükmüne sabır ihsan et. Allah’ım benimle düşmanlarımın arasındaki hükmünü ver, hükmedenlerin en hayırlısı elbette sensin.”

Saltanat ilahi adalete dayanmayan bir düzendir, bu düzenin düşüncesi üsttekilerin konumlarını koruma adına alttakileri koyunlaştırmaya dayanır. Ben bu sürüleştirmeye baş kaldırıyorum. Başım mı gidecek? İlahi adalet için feda olsun. Yezit hanedan kurarak İslam ümmetini Resulullah’tan önceki cahiliye toplumuna dönüştürecek. Zülüm karşısında susmak “dilsiz şeytanlık” değil midir?

İmam Hüseyin Kerbela Meydanın Sahabesine Konuşması: Cümlenize izin verdim. Gece karanlığında savuşunuz. Her biriniz Ehli-i Beyt’imden birini alarak kaybolunuz. Allah cümlenizin önüne hayırlar çıkarsın. Düşmanlarımız ancak beni talep ederler. Beni elde ederlerse sizin arkanıza düşmezler. Sahabi: “Vallahi senden sonra yaşamak bize haram olsun” dediler.

BİR HADİSE

İmam Hüseyin Efendimizin mübarek başları ile beraber Kerbela mazlumları Şam’a getirilirken Yezid’in askerleri konakladıkları yerde İmam Hüseyin’in başını süngünün ucunda tutuyor, kimse yaklaşmasın diye muhafaza ediyorlardı. Konakladıkları yerin yakınlarında bulunan bir klişenin rahibi bu olayı gördü ve yanlarına giderek “Bu Nedir?” diye sordu. Devam Ediyor…

Ona durumu anlattıkları zaman, hayretler içerisinde “Siz kavmin en kötüsüsünüz. Hz. İsa’nın bir oğlu olsaydı, biz onu gözbebeğimize oturturduk. Vallahi siz kavmin en kötüsüsünüz.” dedi ve askerlere dönerek “Size on bin dinar verirsem bu gece onu bende bırakır mısınız? Dedi. Hemen kabul ettiler.

Papaz, İmam Hüseyin’in mübarek başını kucağına aldı ve klişeye götürdü. Ağlayarak tazim ve tevkir ile yıkadı, kokulandırdı, sabaha kadar başının ucunda saygıyla oturarak gözyaşı döktü. Bu hadiseden sonra Papaz Müslüman oldu ve klişeyi terk etti. Çünkü baştan sona uzanan nuru görmüştü. Sabah olunca klişeyi terk etti ve geriye kalan ömrünü Ehl-i Beyt’e hizmet ile tüketti.

Parayı alan askerlere gelince, parayı taksim etmek üzere toplandılar. Dinar torbasını açtıkları zaman, her iki tarafında da ayet yazılı cam parçaları buldular. Bir tarafında İbrahim suresi 42.ayet yazılı idi: “Ey Ekmelerrüsul! Bütün sırlara muttali olalı olan Allah’ı, zalimlerin yaptıklarından sakın gafil sanma; diğer taraftan da ise Şu’ara Suresi 227.nci ayet yazılıydı. “O Zaleme, hangi inkılaba münkalib olacaklar ve neye uğrayacaklarını pek yakında bilecekler.

Önerilen İçerik:

Hiç Renklerin Anlamlarını ve Enerjilerini Merak Ettiniz Mi? Yazıya Tıklayın.

Şunlarda Hoşunuza Gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.