Hasan Onat Sözleri, Cümleleri, Eserlerinden Alıntılar

Hasan Onat Sözleri
Hasan Onat Sözleri

Sayfa İçeriği; Hasan Onat Sözleri, Alıntıları, Yazıları, Cümleleri, Lafları yer almaktadır. Sizde sosyal medya hesaplarınızdan Hasan Onat ile ilgili sözler paylaşabilirsiniz. Ayrıca eserlerinden alıntı yapılarak oluşturulmuş en güzel Hasan Onat sözlerini sayfamızda bulabilirsiniz.

Hasan Onat 1957 yılında Çankırı’da dünyaya gelmiştir. Eğitimini Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde tamamlamıştır. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Mezhepleri Tarihi Ana Bilim Dalı eski başkanlığını yapan Prof. Dr. Hasan Onat 63 yaşında tedavi gördüğü hastanede hayata veda etmiştir.

Hasan Onat Sözleri

İnsan olmak ancak “anlamak” la ve “anlam” la mümkün olabilir.

Herhangi bir yanlışın meşru görülmesi, yanlışın kendisinden daha tehlikelidir.

Kur’an’da mevcut olan İslam’ın temel kurucu ilkeleri aynı zamanda aklın da kurucu ilkeleridir.

Bizler sağcı, solcu, dindar, dinsiz, laik, laikçi, kim olursak olalım bir arada yaşamak zorundayız.

Hayat tıpkı bir nehir gibi değişerek, dönüşerek, farklılaşarak ve her an yeniden oluşarak devam etmektedir.

Özgürlüğün ve adaletin olmadığı bir yerde dinden de insanca yaşamaktan da söz etmek pek mümkün değildir.

Dosdoğru olmak, bilinçaltı ile bilinç, bilinçle söz ve söylemle eylem arasındaki tutarlılığa ve ahenge bağlıdır.

Hilafet kaldırılmıştır ama hilafetin İslam’ın özü ile ilgili olmadığı gerçeği insanımıza bugün bile layıkıyla anlatılamamıştır.

Hayat bir anlamda özgürleşme mücadelesidir. Özgürlüğün olmadığı bir yerde yüksek insanî ilkelerden söz etmek pek doğru olmaz.

Daha önce yaşamış olanların tecrübesinden, anlayışından yararlanmak, onların anlayış biçimine esir olmak anlamına gelmemelidir.

Mezhepler dinin anlaşılma biçimleri ile ilgili tezahürler olduğu için, her ne sebeple olursa olsun, mezhep ve din kavramlarının özdeşleştirilmemesi gerekir.

İslam’ın temel ortak paydasının anlaşılması ve hayata geçirilmesi noktasında Hz. Muhammed, sahip olduğu “yüce ahlakı ve en güzel örnekliği” ile yerini almıştır.

Üretmeksizin tüketmek insanı nesneleştirmektedir. Üretmeksizin tüketmeyi yaşam biçimi haline getirenler, daha fazla tüketebilmek için birbirlerini de tüketirler.

Sünnete uymak, Hz. Peygamber’i taklit etmek değil, onu örnek almaktır. Örnek almak, öncelikle bilgiyi, daha sonra anlamayı gerekli kılar. Bilmediğimiz, anlamadığımız bir peygamberi örnek alamayız.

Allah’a eş koşmak (şirk), Allah’ın dışındaki varlıklara tanrısal güç atfetmektir. Kur’an’a göre şirkin sebebi insanın gurur ve kibridir. Kur’an devre dışı kalırsa, imanın akılla bağı kopar, şirke alan açılır…

İnsan sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Sarp yokuş özgürlükten yoksun bir kimseyi özgürlüğüne kavuşturmaktır veya dar gününde yetim bir akrabayı yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Her ne kadar “merhametten maraz doğar” denilse de merhamet, her zaman anlamlı ve etkili olan, insanın hala “insan” olduğunu hissettiren, en yalın insani duygulardan birisidir. Beklenmedik anlarda gösterilen merhametin etkisi asla unutulmaz…

Siyaset doğası gereği ayrıştırır. Din dili siyasetin ayrıştırıcı dili ile bütünleşince, Müslümanlar İslam ortak paydasından iyice uzaklaşmaya başladı. Böylece özünde birleştirici olan din, ayrıştırmaya başlamış ve ayrılıkçı duruşlara meşruiyet kazandırır hale gelmiş.

Kötülük, ahlaksızlık, adaletsizlik ve her türlü yanlış DİN kullanılarak örtülüyor, görmezlikten geliniyor, hatta meşrulaştırılıyorsa, öncelikle DİN’i ahlaksızların tasallutundan kurtarmak gerekir… Özgür olmayan, özgürleştirmeyen DİN, kötülüğü ve köleliği meşrulaştırır.

Kendini bilmek, “kendi aklını kendisi kullanmak” sadece cesaret değil; iffet, onur, samimiyet, vicdan, sorumluluk, özgürlük ve adalet meselesidir. Kendisi olamayan, başka hayatlarda var olmaya çalışanlar, kendini kandırmaktan ve yanlışları meşrulaştırmaktan kurtulamazlar.

Maziye mahkûm olmaktan kurtulabilmek için: 1. Hayatın geleceğe doğru aktığını; 2. “Geçmiş “in de her daim yeniden inşa edildiğini; 3. Yaratıcı yetilerini yitiren birey toplumların geçmişi kutsallaştırdıklarını; 4. Eskilerin kavgasını sürdürmenin akıl işi olmadığını bilmek gerekir.

İslâm, hiçbir kimsenin, hiçbir mezhebin, cemaatin ya da tarikatın tekelinde değildir. Hiçbir kimse, hiçbir topluluk, bir başkasına nasıl inanacağını, neye inanacağını dayatma hakkına sahip de değildir. İslâm açısından iman da sorumluluk da bireyseldir. Cennete de ancak hak edenler gidecektir.

Algı yönetiminin temelinde, hedef kitlenin, kendi fikri ve isteği olduğunu zannederek, aslında sizin istediğiniz gibi düşünmesini, karar almasını ve sizin amacınıza uygun şekilde davranmasını sağlamak yatmaktadır. Nasıl düşündüğümüzü bilirsek, tuzağa düşmeden kendimiz olabiliriz.

Psikolojik açıdan bakıldığında, kibrin, büyüklenmenin, gururun temelinde yatan ne olabilir? Sağlıklı düşünebilen, kendisini ve evrendeki yerini doğru algılayabilen her insan, unvanı, makamı, ekonomik durumu, sosyal statüsü ne olursa olsun, temelde etten kemikten, Kur’an’ın ifadesiyle topraktan yaratılmış bir varlık olduğu gerçeğinin farkında olur. Bu durum, kendini beğenmenin gurur ve kibre dönüşmesini engeller.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Hasan Onat Sözleri, Cümleleri, Eserlerinden Alıntılar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Web Gündemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!