Gülseren Budayıcıoğlu Camdaki Kız Sözleri

gulseren-budayicioglu-camdaki-kiz-sozleri
gulseren-budayicioglu-camdaki-kiz-sozleri
Abone Ol
Daha Fazla

Sizler için hazırladığımız Gülseren Budayıcıoğlu Camdaki Kız Sözleri sayfamızda 6 Mart 2019 tarihinde yayın hayatına giren “Camdaki Kız” adlı kitaptan alıntılar bulacaksınız. Gülseren Budayıcıoğlu Camdaki Kız Kitabından En Güzel Sözler sizlerle. Keyifli Okumalar…

Kitabın Kapak Sözü: Küçükken çekilen acıların ateşi kolay sönmüyor, kolay unutulmuyor ve izlerini hayatımız boyunca üstümüzde taşıyoruz. Gülseren Budayıcıoğlu Camdaki Kız Sözleri, Alıntıları, Kitaplarından Alıntılar, Eserlerden Güzel Sözler… 

Gülseren Budayıcıoğlu Camdaki Kız Sözleri ve Alıntıları sosyal medyada paylaş!

İlginizi Çekebilir… Kırmızı Oda Dizisi Doktor Hanım Sözleri için TIKLAYINIZ.

Camdaki Kız Sözleri (Psikolojik Roman)

Sevgi, her şeye dermandır.

Affetmek insanı özgürleştirir, zincirleri kırar.

Olanla ölene çare yok. Geçmiş gitmiş işte, sen önüne bak…

Siz hayal kurarken hayat sizin için plan yapmakla meşguldür.

Yargılamadım, suçlamadım, ayıplamadım. Sadece onu dinledim.

Bizim en neşeli şarkılarımızda bile, bizlere has ince bir hüzün vardır.

Hüzün, elimiz kolumuz, kaşımız gözümüz gibi bizim bir parçamızdır.

Bir yandan ne kadar yalnız olduğumuzu bilir, bir yandan da hep kalabalık yaşarız.

Ben küçükken anneannem “Güzelin kaderi olmaz, Allah çirkin kaderi versin” derdi.

Para insanı rahat ettirir, konfor sağlar ama duygularımız konforu başka yerde arar.

Ne kadar yalnızdım ben bu dünyada. Çevrem, beni çok mutlu sanan insanlarla doluydu.

Sevgi ve aşk kadının olmazsa olmazıdır. Sadece cinsellik kadın ruhunu doyurmaya yetmez.

Biz doktorlar öyle deriz ama buraya genellikle hastalar değil, asıl hastaların hasta ettikleri gelir.

Hayattan ve insanlardan ne kadar çok beklersek, hayal kırıklıklarımız da o kadar çok ve derin oluyor…

Sevilmeyi sever insanlar. Böylece kendi seçtiklerine değil, onları seçme cesareti gösterene âşık olurlar.

Ümit insanın içine kendiliğinden doğmuyor. Birilerinin, zamanında bu ümidi o çocuklara aşılaması gerekiyor.

Anamızdan babamızdan ne gördüysek, hangi duygu anadilimizi yazdıysa hayatımıza hep o duygular egemen olur.

O bir insan. Duygularımız olduğu sürece biz insanlar hata yapmaya devam edeceğiz. Hepimiz böyleyiz.

Hiçbir şey beni içine alamıyor. Ben her şeyin dışındayım. Hayat akıp gidiyor ve ben onu uzaktan seyrediyorum.

Utanmak? Ne garip bir duygu utanmak ama ne kadar insanca. Sanırım insandan başka hiçbir canlı utanmayı bilmiyor.

Küçükken çekilen acıların ateşi kolay sönmüyor, kolay unutulmuyor ve izlerini hayatımız boyunca üstümüzde taşıyoruz.

İnsanın ruhsal durumu yüzüne nasıl da yansıyor. Bir kadın o gün çok güzelse, mutlaka seviliyordur. Sevilmenin ışıltısı yansır yüzüne.

Hiç konuşmadan, sadece dikkatle, özenle, sevgiyle bakıyorum gözlerinin içine. Bu dünyada her derdin dermanının sevgi olduğunu biliyorum çünkü.

Bir kadın kendi değerini kendi vermeli. Bu işi erkeklere bırakmamalı. Çünkü o erkek bir gün çekip giderse, kadının değerini de beraber götürüverir.

Ve son olarak hastalığın sevgisizlikten, şifanın ise her zaman sevgiden, şefkatten geldiğini çok daha iyi biliyorum. Sevgiyle yaşanacak nice güzel günlere…

Bu dünyada yara almadan büyüyen birinin var olduğuna inanmıyorum. Zaten insan aldığı yaralarla büyüyor, var oluyor ve kaderini yazacak olan kişiliğini kazanıyor.

İnsanın kaderini değiştiren güzelliği değil, güzelliğin arttırdığı beklentilerdir. Hayattan ve insanlardan ne kadar çok şey beklersek, hayal kırıklıklarımız da o kadar çok ve derin oluyor.

Evden işe, işten eve yetişen, hep başı önünde gezen, evlilikte aradığını bulamamış, mutsuz bir kadındım.” “Ne aramıştınız evlilikte?” “Herkesin aradığını. Aşkı, sevgiyi, ilgiyi… Kocam beni çok sevsin istedim. En çok bunu istedim ama sevmedi.

Kötü değil ama insanlar gariptir, bazen iyilik yetmez insana. Sırf çok iyi olduğu için kaybeden çok insan tanıyorum. Haklı olmak, iyi olmak her zaman beraberinde kazanmayı getirmez. Bu dünyada haksız da olsa, kötü de olsa güçlü olan kazanıyor.

Küçükken çekilen acıların ateşi kolay sönmüyor, kolay unutulmuyor ve izlerini hayatımız boyunca üzerimizde taşıyoruz. O ilk çocukluk yıllarında üzerimize yapışan olumlu ya da olumsuz enerjiyi, daha sonra biz etrafımıza yaymaya başlıyoruz.

Eşim bunu bile yapmadı, bana doğru dürüst kızmadı bile” diye ağlıyordu Armağan. Hani köyden gelen hastamın bana, “Kocam beni artık dövmüyor bile…” demesi gibi. O da öldürmüyor bile diyordu sanki. Sevgisizlik demek ki kadın ruhunda ölümle eşit!

Bu Yazıya Tepki Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Web Gündemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!