Cengiz Aytmatov’un Kassandra Damgası Romanı

Cengiz Aytmatov’un Kassandra Damgasi Romanı

‘’Basirete Giden Yol İnkârdan Geçer’’

Roman, ismini bir Yunan mitolojisinden almıştır. Kassandra, kehanetlerine hiç kimsenin inanmadığı, bir kadın kâhindir. Kassandra’nın aşkını kazanmak isteyen Apollon ona kehanet yeteneğini verir, ancak Kassandra onun aşkını kabul etmeyince ona kehanetlerine kimsenin inanmaması cezasını verir.  Romanda Uzay rahibi Filofey olarak kendini adlandıran aslında bir Rus bilim adamı olan Andrey Kriltsov’un dünyada daha önce hayali bile kurulmamış bir buluşunu kehanet gibi ele alınır. Buna göre embriyolar dünyaya gelmek istemiyorsa, gebeliğin ilk haftalarında kadere tepki göstererek annelerine bir mesaj göndermektedirler. Bu mesaj, annelerinin alnında beliren sivilceler olarak kendini gösteriyor. Filofey bu sivilcelerin belli olması için dünyaya kendi tarafından keşif ışınları göndermekte böylelikle sivilceler kırmızı birer işaret olarak belirginleşmektedirler. Amaç dünyaya gelmek istemeyen embriyoların bu mesajına kulak vererek onların yaşamak istememelerinin sebebini anlayabilmek ve insanların kendilerini düzeltmelerine imkân sağlamaktır. Bu asi embriyolar hakkında kararı anneler verecektir. Giderek kötüleşen insanlar ve hayat, embriyoları yaşama karşı soğutmaktadır. Bu embriyoların mesajları sadece birkaç gün sürecek sonra her şey yine eski haline dönecektir. Burada asıl söylenmek istenen Fütürolog Robert Bork’un da savunduğu ve uğrunda öldüğü şey, insanların kötülük yapmaktan bir an önce vazgeçmeleridir. Bu bir uyarıdır. Filofey, Roma papazına yazdığı ve tüm insanlığa hitap eden mektubunda, aslında insan neslinin sağlıklı güvenilir bir ortamda sağlıklı çoğalmasıyla ilgili problemi ele almıştır. Bunun için neler yapılıyor? Kürtaj ne kadar haklıdır? Kassandra embriyolarının sayısı her gün artmaktayken bizlere düşen görevler nelerdir?  Daha yaşanılabilir bir dünya için herkes kötülüklerden uzak durmalıdır.  Rahibe göre yüzyıllarca, genlerde biriken kötülükler yüzünden dünyada vahşet, zulüm, fuhuş, cinayetler, savaşlar artıyor. Yani kötülük yapanın ölmesiyle kötülük yok olmuyor, tohumunu bırakıyor. Örneğin Stalin ve Hitler zamanında dünyaya gelmeden önlenebilseydi birçok kötülük yaşanmayacaktı. İşte şimdi bu imkân varken bundan yararlanmak herkesin görevidir. Dünyada şikâyet edilen, insanlara zarar veren ne varsa hepsi yapay ve insan elinde çıkma, dolayısıyla yazar kendi kendimizi yok ediyoruz mesajını vermektedir.

Filofey’in davasıyla kendi çalışmalarını birleştiren Robert Bork, ‘’Kassandra Embriyosu Fobisi Neyi Anlatıyor’’ adlı bir makale yazmaya başlar. Sorumlu, duyarlı bir bilim adamı olarak üzerine düşeni yapar ve halkı bu konuda aydınlatmak için Filofey’in dünyadaki temsilcisi olur. Çünkü onun fütürolog olarak önceden bazı şeyleri hissetme yeteneği vardır ve dünyanın başına büyük felaketlerin geleceğini sezinlemektedir. Onun görüşünü almak isteyen politikacı Oliver Ordok’la düşüncelerini paylaşan Robert Bork ertesi gün kendini halkın karşısında kurban olarak görecektir. Seçimlerde halkın oylarını kazanmak isteyen sahtekâr Oliver Ordok, Kassandra olayını düşünmeden, anlamadan Robert’in dediklerini çıkarı uğruna kullanmış ve halkın yanında yer alarak Kassandra olayına tepki göstermiştir.  Robert Bork’u ise bu olayı savunduğu için hedef olarak yansıtmış ve Filofey’e ulaşamayan halkın onu kurban etmesine göz yummuştur.  Politikacıların koltuk hırsları uğruna neler yapabileceğini de gözler önüne seren roman, basının para için yanlış ve eksik haber yapmalarının da tehlikeli boyutlarını gösterir.

Eserde söz konusu yeni buluşun her din tarafından çıkarlarına uygun olarak yorumlanacağı ve Filofey’in aforoz edilerek doğrunun yapıldığını zannedeceklerinin de eleştirisi yapılır. Aslında tüm kötülüklerin temelinde din boşluğu vardır, dinin doldurmadığı manevî boşluğu kötü alışkanlıklar, hırslar ve maddî güçler doldurmaktadır, böylelikle insanlar vicdanlarının sesini duymayarak kötülükler yapıyor ve bunun genlerde birikerek gelecek nesillere geçmesine sebep oluyorlar. Robert Bork duyarlı, vicdanlı bilim adamı tavrıyla insanlığın gelişimine uygun olarak yeni görüşler ortaya atmak ister ama geniş kitlelerin kendisini anlayacağından emin olamaz, çünkü romanın temelinde de ele alındığı gibi insanlar yeni düşünceleri önce inkâr ederler. Yüzyılların getirdiği dogmatik bilgileri kullanmayı yeni, gerçek bilgilere tercih ederler ve sürü psikolojisiyle ölçmeden tartmadan, düşünmeden saldırır ve karşı çıkarlar, bu uğurda cinayet işlemeyi kutsal bir vazife olarak görürler. Nitekim eserde Kassandra olayı ile ilgili yapılan bir istatistikte bu olayı kabul etmeyenler %90’lara yakınken, bu olayın gerçekliği üzerinde düşünenler sadece %10’dur. Asıl acı tablo budur. Protesto gösterileri yapanların başında fuhuş, eroin, işiyle uğraşanlar, mafyalar, terörist örgütler, her türlü devrimciler gibi kötü insanların gelmesi de bir ironidir aslında. Eğer Kassandra embriyolarına kulak verilirse kötülükler azalacaktır ve bu da onların işine hiç gelmeyecektir. Silahsızlanmanın sanayiye verdiği zararı protesto etmek ve Askeri Silah Sektörünün tekrar güçlenmesini isteyen silah taraftarları ile silahsızlanma yandaşları arasındaki çatışma da eserdeki trajik olaylardandır. Bu olaylar sırasında masum bir genç kız yakılarak öldürülür ve kimsenin vicdanı sızlamaz. Şeytan Oliver Ordok’un danışmanı Antony Younger ise fütürologun ve Filofey’in yeryüzündeki genç, akıllı temsilcisi olarak bir umudu temsil eder. İkisinin de fikirleri uğruna intiharından sonra elindeki tüm bilgileri sorumluluk duyduğu gelecek için kullanmasını bilecektir. Filofey intihar etmeden önce yazdığı tövbe mektubunda bütün hayatını, günahlarını anlatırken, en önemlisi kendisinin de X-birey’lerden olduğunu  söyler, çünkü annesi onu yetiştirme yurdunun merdivenlerine bırakmıştır ve babasını bilmemekle birlikte bir  Alman askeri olduğu konusunda şüphe duymaktadır. Hayatında hep bilim için çalışmış ve babasının bilinmeyen embriyolar yaratma projesi devlet tarafından desteklendiğinde, devletin siyasi ve kötü emellerinin aleti olmaya karşı çıkmamıştır. Kendisini her zaman bilime adamış, bu uğurda ailesini bile kaybetmiştir.  Sonunda ona bu projede üretilecek X-bireyler için her türlü imkân sağlanır ve bu bireylerin aile, akrabalık gibi ilişkilerden kopuk olmalarıyla sadece devletin çıkarları uğrunda çalışan robotlar olacağı  kendisine anlatılmıştır. Bunun için hapishanedeki kadınlardan taşıyıcı anne olmaları karşılığında kendilerine cezalarının yarı yarıya indirileceği garantisi verilmiştir. Ancak düşünce suçuyla hapse girmiş bir kadın olan Runa Fedulovna Filofey,  görevini yerine getirmek için bütün tehlikeleri göze aldıktan sonra ölüme yürür. Amacı da Filofey’e bu yaptığının doğru olup olmadığını sorarak onun beyninde bir kıvılcım uyandırmaktır. Filofey, büyümeye devam eden X-bireylerin gelecekte ne olacakları konusunda vicdan azabı duymasına rağmen başarısızlığa uğradığını gördüğü Kassandra olayından sonra da yapacak hiçbir şeyi kalmadığına inanır. Halkından özür dileyerek herkesin gözü önünde kendini uzay boşluğuna bırakır. Belki de bir nevi dünyada yaptıklarının cezasını kendi kendine vermek ister. Aytmatov’un romanlarında, geçmişinden, ailesinden, değerlerinden uzaklaşmış bireyler yetiştirmenin yollarını arayan Sovyet rejiminin eleştirisi yapılır. Romanda, bu bireylerin ilerde, insanların genetiğini de bozduğu ve artık tüm dünya için büyük tehlike oluşturduğu tüm gerçekliğiyle yer almaktadır.

Kitap kategorisinde diğer yazılarımıza göz atmak için Burayı tıklayınız.

Şunlarda Hoşunuza Gidebilir...

Tepki

  1. Faruk dedi ki:

    Efsane yazar, AYTMATOV

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir