Kani Karaca Kimdir? Hayatı ve Biyografisi

Bu içeriğimizde Kani Karaca Kimdir? ve Kani Karaca Hayatı hakkında içerik bulacaksınız. Hayatı ve sesi ile bir döneme damgasını vuran Klasik Türk Musikisi Sanatçısı Kani Karaca büyüleyici sesiyle sadece kulaklara değil kalplere de dokunmuştur. İlmi, tevazusu, üslubu, sesi ile işte Kani Karaca biyografisi…

Kendisine sorulan “Kani Karaca kimdir?” sorusuna, “Canım, alelade bir şarkıcı işte” dese de o, musiki konusunda ne kadar müspet sıfat varsa hepsini üzerinde taşıyan, ancak hiçbir sıfatın gerçek manada tam olarak ifade edemediği muhteşem bir musiki dehasıdır.

Kani Karaca Kimdir?

Adana’nın Karataş içesi Adalı köyünde 1 Mart 1930’da doğdu. Babası Durmuş Ali Efendi, annesi Zeynep Hanım’dır. Daha altı aylıkken çapaklanan gözleri, çevre adetlerine göre tedavi edilmek istenirken, yanlış tedavi sonucu görme kabiliyetini yitirdi.

Kani Karaca Biyografisi

Kani Karaca Biyografisi

Tahsil çağına geldiği sıralarda, ailesinin ve çevresinin de desteği ile yaşıtlarıyla beraber okula başladı. Okulda çok başarılı idi. Gözleri yoktu ama zihnen matematik problemlerini bile, gören yaşıtlarından daha önce çözüyordu. Sesi güzel, taklit kabiliyeti yüksekti. Her çeşit sesi taklit edebiliyordu. Okul sonrasında da hafız olmasına karar verildi ve köyün hocasından, önce Kur’an okumasını öğrendi. Çok kısa bir zaman sonra da hıfza başlayıp hafız oldu. Çevresinde ki kur’an ve mevlid merasimlerinde okumaya başladı. Her gün gelişen bir trendi vardı. Bunu yakinen bilen tanışları ve sevenlerin yönlendirmesi ile 1949-1950 yıllarında İstanbul’a gitti.

Musikide Hafız Sadeddin Kaynak, Kur’an da Yeraltı Camii imamı Hafız Ali Efendi, tekke ve Mevlevi musikisinde Sadeddin Heper ve Halil Nuri Poyraz gibi ustalar elinde “gassal elinde meyyil” misali, tertemiz ve billur gibi bir okuyucu oldu. İleriki yıllarda konservatuvarda öğretmenlik, Mevlevi ayinlerinde ku-dümzenlik ve ayinhanlık, radyo ve televizyonlarda çeşitli programlar, uluslararası konserler onu sahasında “olmazsa olmaz” haline getirdi. Bu arada beste de yapmaya başladı. Asrımızın dâhileri arasına katıldı. O gitti gideli “Na’t-ı Mevlâna” öksüz kaldı.

İstanbul’a gittiği ilk yıllarda Yeraltı Camii imamı Hafız Ali Efendi’den ilm-i kıraatten aşere ve takrip okudu. Fatih Camii’nde de kurrâlık merasimi yapıldı ve İcâzet aldı. O günlerde ve yıllarda, İstanbul’daki en iyi Kur’an okuyucuları arasına girdi. İstanbul Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü okuyuculuğundan emekli olduktan sonra, özel anlaşma ile konservatuvarda eğitim görevliliğini yıllarca sürdürdü. Son iki yılını hastalıkla geçirdi, bir fetih günü 29 Mayıs 2004 tarihinde Fatih’teki evinde vefat etti. Kabri Edirnekapı Mezarlığı 2. Ada’da, Haliç, istikametinde en uçtadır.

Kaynak: Ramazan ALPARSLAN (İstanbul Ehl-i Kur’an ve Mevlidhanlar Derneği Eski Başkanı)

Önerilen İçerik;

Kesikbacak İsmail Efendi (Bayrı) Kimdir?

Bunlarda Hoşunuza Gidebilir...